Yeşil katliamları, deniz dolguları, orman kesimleri, taş ve maden ocakları gibi çeşitli projelerin sürekli gündeme getirilmesi, ÇEVRECİ Mersin Halkını adeta KIZDIRIYOR. İnsu'da taş ocağı açılması, yöre halkının ve çevrecilerin karşı çıkışıyla iptal edilmesinin ardından bu kez de Kerimler'de taş ocağı açılmak istenmesi tepkileri yol açtı. Kerimlere
Kahveninkırk katın, kırk satırı Kahve üzerine dedikodular ve araştırmalar Vehbi Belgit Masalda padişah kötü adama so rar: “Bu yaptığın kötülük için kırk gözlemler, çocuksuzların hiç de öyle satır mı istersin, kırk katır mı?” kahve delisi olmadığını gösteriyor
Şarkmesellerinde ‘kırk katır mı kırk satır mı?’ diye bir ifade vardır. Ölümlerden ölüm beğenmek anlamındadır. Tam biz de ölümlerin dört yolunda ve dört kavşağındayız. Alttan, üstten ve her yerden bela ve felaketler yağıyor.
11 Express. Global Nav Abrir menú Global Nav Cerrar menú; Apple
Amerika Irak'ı işgali eder biz yanarız, Amerika Suriye'de YPG'yi destekler biz yanarız, Rusya Kırım'ı işgal eder biz yanarız, Rusya-ukraynayı işgal eder biz yanarız. ABD, Rusya Afganistanı işgal ederler bu sefer de biz donarız. Avrupa mültecileri almaz, Işide savaş açar, PKK'lılarla iş tutar, mültecileri almaz zararı bize
Fast Money. Çipras henüz referandum sorusunu netleştirmedi ama aradığı cevap belli "AB planına hayır!" Fakat anketler halkın Çipras ile aynı fikirde olduğunu söylemiyor. Halkın %57'si, "AB'de kalalım" diyor ama "acı reformlara" rıza göstermiyor. Peki, ne olacak? AB'nin birliğini tehdit eden, euro için tehlike çanları, İspanya, İtalya ve Portekiz gibi Güney Avrupa ülkeleri için de "ben de isterem" emsali olacak Yunanistan'ın referandumu, kökü daha derinde bir sorundan kaynaklanıyor. Küresel krizde konut balonundan başlasa da aslında temel sıkıntı, türev ürünleri ve şeytani inovasyon sonucu paradan para kazanma kültüründe yatıyordu. Önce şirketler iflas etti, ardından ülke iflasları gündeme geldi. Geniş halk kitlelerini soyup bankaları kurtaranlar bugün aynısını Yunanistan'da deniyor. Ya Yunan halkı? Paradan para kazanma dönemi kapanınca sponsoru AB'nin durgunluk zaafı, başına bela olmuş. 2014'te şampanya tüketiminin %14 arttığı ülkede para sahiplerinin keyfi yerinde... Sorun, günde 60 euro ile sınırlandırılan halkın hayatına getirilen ilave yüklerde yatıyor. Bana göre referandumdan ne çıkarsa çıksın, çözüm olmayacak. Ne "intihar etmeyin" diyenler ne de "IMF'yi kovalım" diyenler kazanacak. Zira Komşu, üretimi kaybetti... Elindeki ekonomi araçları, turizm, gemi işletmeciliği ve zeytinyağından ibaret... Kırk katır mı kırk satır mı? Anlaşma sağlansa bile Yunan halkı önerilen reformları daha doğrusu ölüm diyetini yerine getirmeyecek. AB'den ve Euro'dan ayrılması halinde ise dev kriz onu bekliyor olacak. Hangisi daha hayırlı? Eğer bize benziyorlarsa kriz, AB vesayetinden daha iyi. Hiç değilse üretimi yeniden keşfedebilecekler. 2001'de biz de geçtik o yoldan zira... Yasal Uyarı Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
Karşıdakinin size fazla seçenek bırakmamasına, dar bir alana sıkıştırmasına ilişkin bir sözdür. Kararını hemen ver, kesinleştir, tercihini kullan bizi fazla oyalama anlamındadır. Bu baş, öyle ya da böyle verilecek, kelle gidecek, ne yapsanız nafile. Aşağı tükürsen sakal, yukarı tükürsen bıyık anlamındadır....Bazen şartlı olur kimi işler. Size bir şey verilirken, yapmanız gereken iş önünüze konulurken sonunu iyi düşün denilir. İşin sonu ya sorunludur sıkıntılıdır, ya da bahtiyarlıktır yani İki ihtimallidir. Biri sizi hayattan koparıcı daraağacında sallandırıcıdır. Başarır üstesinden gelirsen iyi bir ödül bolca mükafat var, yok eğer kaybedersen senin için iyi olmayan bir son var....Yaşanır mı, gerçek hayatta yeri var mıdır bunun denilirse vardır ve mümkündür. Kimi işler böyle yürür. İki şıklı iki seçeneklidir. Karar size kalmıştır. Ya kabul eder ya da yollarınızı ayırırsınız. Kazanırsanız sorun yok mükafatlandırılırsınız eğer kaybederseniz kırk katır mı yoksa kırk satir mı tercihine zorlanırsınız. Her ikisi de ölümlerden ölüm beğen
ÖNCE Suriye Devlet Televizyonu tarafından ortaya atılan bir iddiaydı. Sonrasında resmi devlet açıklaması da geldi Suriye rejim güçleri Afrin'e gireceklermiş... Rejim güçlerinin Afrin'e girecekleri yönündeki rivayet eğer doğruysa, bu ortalığın ciddi şekilde karışması demek. Kimin elinin kimin cebinde olduğunun anlamanın zor olduğu Suriye meselesi, daha da içinden çıkılmaz hale gelecek yani. PYD/YPG ABD ile iş tutarken, onları kah müttefik olarak kullanan kah vatan haini ilan eden Suriye rejimi Rusya ve İran'a daha yakın gözüküyor. Rejim güçlerinin Afrin'e TSK ve ÖSO karşısında sürekli olarak gerileyen PKK/PYD/ YPG'ye destek olmak için girmek istedikleri, yaygın kanaat. Türkiye'nin terörle mücadele için Rusya ve İran'ın anlayışla karşıladıkları müdahalesine engel olmak niyetiyle oraya rejim güçlerinin gönderilmesi, mantıken sakat bir şey. Türkiye'nin terörle mücadelesinin toprak kazanmak için olmadığı açık iken, ülkemize yönelik işgalci ve benzeri resmi açıklamalar ise zaten anlamsız. Rejim güçlerinin teröristlerin yanında Türkiye'ye karşı savaşmak üzere mi, yoksa PYD/ YPG'yi Afrin'den uzaklaştırıp terör tehdidini ortadan kaldırmak için mi geleceği, cevabı bulunması gereken en önemli sorulardan birisi. Esad'in bir ara 'vatan haini' ilan ettiği PYD/YPG'ye Suriye rejim güçleri ile yardım edebilecek hali olup olmadığını şimdilik bir kenara bıraksak bile, PYD/YPG'nin vaktiyle başı sıkışan Esad'den kopardığı Afrin Kantonu'na rejim güçlerinin girmesine razı olup olmayacağı da, bir başka önemli soru. Rejim güçlerinin Afrin'e girmesi demek, PYD/YPG açısından ülkenin kuzeyinde oluşturmak için can attıkları terör koridoruna elveda manasına da gelir... Başı sıkıştığı için Afrin'i de PYD/YPG'ye 'emanet' etmek zorunda kalan Esad, hangi şekilde olursa olsun, ordusunu oraya gönderirse teröristlere güle güle demek zorunda çünkü. AFRİN'E HAZIR GİRMİŞKEN PYD/YPG'den pek haz etmediği bilinen Esad'in, hazır girmişken Afrin'de hakimiyet kurmak isteyeceği, açık. Vaktiyle kimlik bile vermediği insanlar arasından PKK tarafından devşirilen ve sonrasında ABD'nin katkılarıyla uluslararası bir terör örgütü haline getirilip ülkesinin kuzeyinde hakimiyet kuran bir örgütten bahsediyoruz çünkü. Zeytin dalı Harekatı'nın Afrin ve havalisindeki terör hakimiyeti ortadan kaldırılmadan sona ermeyeceği, kesin. Bu açıdan bakıldığında, Suriye ordusunun PYD/YPG'yi oradan kovmadan Afrin'e girmesinin pratik herhangi bir anlamı zaten yok. Karmaşık bir denklemle karşı karşıyayız ve bundan sonra neler olabileceğini tahmin edebilmek te güç. Esad'in, ABD'nin menfaatlerine uygun olarak kullanabilmek için ülkesinin bir bölümünü hakimiyeti altına alan PYD/YPG'ye yardım için asker göndermesi, akla aykırı. Bu sadece Suriye'nin bölünmesine rıza göstermek değil, ABD emellerine hizmet manasına da gelir çünkü... Terör tehdidi ortadan kalkmadan Türkiye Zeytin Dalı Harekatı'nı kesinlikle durdurmayacağına göre, eğer gelir ve teröristlerle beraber hareket ederlerse, rejim güçlerinin, meşru sebeplerle Zeytin Dalı Harekatını yapan Türkiye'nin muhatabı olması, kaçınılmaz... Türkiye ve ÖSO karşısında sürekli gerileyen PYD/ YPG, Afrin'de ABD tarafından yalnız bırakıldığı gibi, Suriye rejiminden darbe yeme ihtimali ile karşı karşıya... Rejimin Afrin'e girmesi, PYD/ YPG'nin çıkmasını gerektirir... Aksi durum, terörün dolayısıyla Zeytin Dalı Harekatı'nın devamı demektir çünkü... Açık olan, Suriye'nin de PYD/ YPG'nin de bir tür 'kırk katır mı, kırk satır mı?' durumu ile karşı karşıya oldukları...Yasal Uyarı Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
Seçimler yaklaşıyor. İnsanlar tercihlerini yapacaklar. Rejim tartışmaları yine gündeme gelecek. Özel sektörcü liberal sistemle, devletçi sosyalist sistem arasında bir yarışma olacak gibi gözüküyor. Hiç bunlara aldırış etmeden sadece liderlere duyulan sempati üzerinden oy verecek pek çok seçmen de var. Bence bu kesim çok haksız da değil. Çünkü rejimin adı ne olursa olsun partiyi yönetenlerin karakterleri belli ediyor. Bunu şu matematik formülle ifade edebiliriz hırsızlık x liberal sistem= hırsızlık x sosyalist sistem . Yani şunu demek istiyorum eğer yöneticiler ahlaksız ve hırsız ise, rejimin adı ne olursa olsun sonuç değişmiyor. İnsanlar bir yolunu bulup soygun yapmayı başarıyorlar. Hırsızlar bence dünyanın en akıllı insanlarıdır. Biliyorsunuz, bilim insanları piramitlerin sırlarını bulup ana hücreyi keşfettikleri zaman hücrelerin çoktan hırsızlar tarafından soyulmuş olduğunu görmüşlerdir. Dünyada dâhice tasarlanmış nice banka soygunları vardır. Hırsızlar sadece para çalmakla kalmazlar zekâları ile halkın gönlünü de kazanmasını bilirler. Bunu, çaldıkları paranın bir kısmını halka dağıtarak veya arada sırada faydalı işler yaparak başarırlar. “ Çalıyorlar ama iş de yapıyorlar” diyen halkın hırsızları gönüllü olarak iş başına getirebildiklerine çok kere tanık olduk. Eskiden de eşkıyalar zenginden çalıp, bir kısmını fakirlere dağıttıkları için halkın sevgisini kazanmışlardı. Büyük filozoflar onun için ahlaka çok önem vermişlerdir. İslam filozoflarından Farabi, İbni Arabi, Gazzali ve İbn Tufeyl henüz 8. yüzyılda ahlak felsefesinin temelini atmışlardır. Daha öncesinde ise Sokrates ve Platon gibi düşünürler erdem, etik, ilke gibi kavramlar üzerine birçok konuşma yapmışlardı. Ahlak felsefesinin diğer temsilcileri ise şu şekilde sıralanabilir Rene Descartes, Jean-Jacques Rousseau, David Hume, Kant, Franz Kafka, Friedrich Nietzsche ... Lafı çok uzatmadan sadece Kant’ın gözünden ahlakın nasıl anlaşıldığını ve özellikle ahlak eğitimine yönelik fikirlerinin neler olduğunu değerlendirilmeye çalışılacağım. İnsan doğasının saf, temiz ve iyi olduğunu, insana ancak eğitim yoluyla en mükemmel şeklin verilebileceğini savunan Kant, ideal bir eğitimi, insan doğasını disiplin altına alma, toplumsallaştırma, medenileştirme ve ahlakileştirme süreci olarak tanımlar. İdeal bir eğitimin; iradenin doğal eğilimlere ve maddi isteklere değil, aklın ilkelerine yani ahlak yasasına uygun bir tarzda olmasını öngörür. Dönüp dolaşıp yine “ İyi bir eğitime” geldik. Bu makale 64 kişi tarafından okunmuştur. Bu Haber İçin Yorum Yapın Bu makaleye ilk yorumu yazan siz olun.
kırk katır mı kırk satır mı ne demek