CanCould Konu Anlatımı: Can ve Could Kullanımı. Written by Beril Karaman Genel. Can ve Could modal verbleri (kipleri) kullanımı arasındaki farkı ve İngilizce cümle içinde nasıl kullanılacaklarını bilmek İngilizce öğrenirkenki süreçte oldukça önemlidir. Bu yazımızda bu iki modal verb (yardımcı fiiller/kipler) arasındaki farklardan ve nasıl kullanıldıklarından bahsedecek, bir başka kullanım olarak da Could Have yapısının olumlu olumsuz hallerini altbaşlık
Fast Money. İngilizce Could Modal Verb İngilizcede Could bir yardımcı fiildir, modal yardımcı fiilidirModal Verb. Could, geçmişte bir şeyin mümkün olup olmadığı ya da birisinin birşeyi yapma becerisinin olup olmadığını anlatırken kullanılır. Rica, istek, izin gibi durumlarda da ingilizcede could kullanılabilir geçmişteki olasılık, ihtimal, kabliyet veya yeteneklerden bahsederken istekte bulunurken İngilizce Could'un Genel Yapısı Özne + Could Modal Verb + esas fiil Özneyardımcı fiilesas fiil +I couldplaytennis. -He could notplaytennis. couldn't? Couldyouplaytennis? Yukarıdaki örnek cümlelerde şunlara dikkat edelim Cümle içinde "Could" da herhangi bir dğeişiklik yok. Esas fiil yalın halde kullanılır. İngilizcede Could'un Kullanımı İngilizce Could Modal Verb Olasılıkların ve yeteneklerin anlatıldığı durumlarda kullanılır My grandfather could speak five languages. Büyük babam 5 dil konuşabilirdi. Alf played well but he couldn't beat Jack. . Alf iyi oynadı ama Jack'i yenemedi. Geçmişteki genel anlamlı yeteneklerden söz ederken olumlu durumlar için could, olumsuz durumlar için de couldn't kullanılır. Eğer belirli bir zamandan bahsediyorsak, olumlu durumlarda be able to, olumsuz durumlarda da couldn't kullanılır. Olumlu Jack was an excellent tennis player. He could beat anybody. Jack harika bir oyuncuydu. Herkesi yenerdi. Herkese karşı genel bir yeteneği vardı. Jack and Alf had a game of tennis yesterday. Alf played very well but in the end Jack was able to beat him. Jack ve Alf dün tenis oynadı. Alf çok iyi oynadı ama sonunda Jack onu yenmeyi başardı. Belirli bir oyun söz konusu. Olumsuz My grandfather couldn't swim. İngilizce Could Modal Verb İstek, rica durumlarında Could, soru cümlelerinde birisinden birşeyi yapmasını istediğimizde kullanılır. Bu kullanım şekli oldukça kibar resmi bir kullanımdır. Could you tell me where the hospital is, please? Hastanenin nerde olduğunu bana söylermisiniz lütfen?
Oluşturulma Tarihi Nisan 14, 2022 1526İngilizce dil kullanımı her geçen gün daha yaygın hale gelmektedir. İngilizce içinde kullanılan kalıpların doğru şekilde kullanımı ise anlam bütünlüğü sağlamaktadır. Can ve could ifadesi yaygın olarak kullanılan modal verbler arasında yer almaktadır. Cümleye kattığı anlam araştırılmaktadır. Farklı kaynaklardan örnekler ile anlamı pekiştirmek mümkün olmaktadır. Can ve could anlam olarak aynı ama zaman olarak farklı bir kullanım ortaya koymaktadır. İşte, merak edilen tüm detayları derledik. Can ve could İngilizcede yaygın olarak kullanılan modal verb grubunda yer almaktadır. Bir işin yapılabilme durumundan bahsedilmektedir. İngilizce CAN COULD Kullanımı Örnekleri İngilizce içinde can – ebilir, - abilir anlamı taşımaktadır. Can ifadesi ile birlikte kişilerin bir şeyi yapmaya muktadir olduğu anlamı taşımaktadır. Could ise geçmiş zamanda yapılabilme durumunu anlatmaktadır. İngilizcede dilbilgisi yapısında modalların önemli bir yeri bulunmaktadır. Cümlelere ihtimal, yeterlilik anlamı katılmasını sağlayan modal verbler vardır. Modal verbler can, could, might, may, must, should, shall gibi yardımcı fillerdir. Modal kavramını daha iyi anlamak için örenek kullanımları incelemek gerekmektedir. Can ve could için farklı cümler kurulumları bulunmaktadır. Could ile kişinin geçmiş zamanda bir işi yapabilme yetisini belirtilmektedir. Şimdiki zaman ya da geniş zamanda bir işi yapabilme yeteneği ise can ile anlatılmaktadır. I can run – Koşabilirim She could only write– o sadece yazabilirdi She can buy new car- Yeni araba satın alabilir. She could buy a car – Bir araba alabilirdi. İngilizce Can – Could Cümleleri ile Konu Anlatımı Can ve could anlam olarak aynı fakat zaman olarak farklıdır. Zaman kullanımı açısından farklılık göstermektedirler. Bu kullanımın dışında bir kullanım alanı daha bulunmaktadır. İnformal görüşme yapısında izin almak anlamında da kullanılmaktadır. Could ise can ifadesine göre daha resmi konuşmalarda I go to Ayşe to work- Çalışmak için Ayşe’ye gidebilir miyim?Bu resmi olmayan bir izin cümlersi olmaktadır. Kişi birisinden bir yere gitmek için izin istemektedir. Could ise daha resmi izin şekillerinde you please give me a water?Rica etsem su verebilir misiniz?Can ve Could İhtimal Anlamı Can ve could modal verb çok sık kullanılmaktadır. İlk olarak – ebilir, - ebilirdi olarak çevrilmektedir. Ama aynı zamanda ihtimal ifade etmektedir. Can ile kurulan cümlede ihtimal daha kuvvetli olmaktadır. Could ile kurulan cümlelerde ise ihtimal daha zayıf anlamı taşımaktadır. I can walk – yürüyebilirim I couldn’t walk- yürüyemeyebilirim. Can ve could anlam olarak farklı şekillerde kullnılmaktadır. Taşıdığı anlam dışında istek veya rica içinde kullanılmaktadır. Kişiler bir tavsiye sunacakları zaman ise could ile cümle kurmaktadır. Cümlenin anlamına göre kullanım şekli değişmektedir. If you fix my car I can be very happyEğer arabamı tamir edersen çok mutlu could go to Ziraat Bankası bank to exchangePara bozdurmak için Ziraat Bankasına gidebilirsinCan ve Could örnek Cümleler;I can to ride horse – ata can swim – YüzebilirimI can go to to dance when I finish work- ödevimi bitirdiğimde dansa could upset when lost my ring- Yüzüğümü kaybettiğimde could to ride horse- ata binebilirdim. My sister could do my homework – Kızkardeşim ev ödevini yapabilir, emin değilimMy husband can cook meal – kocam yemek boss let me go to doctor – Patronum doktora gitmem için izin could not see you why I spoke – Konuşurken seni göremedim
EXPRESSING DEGREES OF CERTAINTY Eğer bir konuda kesin olarak gerçeği bilmiyorsak, o konuda tahminlerde bulunuruz. Bu tahminlerimizi, derecelerine göre, "must, may, might, could" gibi modal yardımcı fiilleriyle ifade ederiz. Şimdi zamanlarına göre bu yapılan inceleyelim. 1 PRESENT TIME a Positive Statements Eğer bir gerçeği kesin olarak biliyorsak, modal kullanmaya gerek yoktur. — Why is Peter at home today? Why didn't he go to work? — He is ill. I know that he is ill. Gerçeği kesin olarak bilmiyorsak ama güçlü bir tahminde bulunuyorsak, "must" kullanırız. — Why is Peter at home today? — Well, he must be ill. Hasta olmalı. I saw him last night, and he wasn't feeling very well, so I'm sure that he is ill today. — The baby is crying. Why? — She must be hungry. Aç olmalı. She hasn't eaten anything for three hours. — How does he know so much about everything? — Well, he must read a lot. Çok okuyor olmalı. Gerçeği kesin olarak bilmiyorsak ve güçsüz bir tahminde ya da tahminlerde bulunuyorsak, yani aklımıza gelen olasılıkları ifade etmek istiyorsak, "may, might, could" kullanırız. — Why is Peter at home today? — Well, I don't know. He may/might/could be ill. Hasta olabilir. There may be some other possibilities, but I don't know. Perhaps/ Possibly/Maybe * he is ill. He is probably ill. It's likely that he is ill. "May", "might" ve "could" aynı anlama sahiptir ve Türkçe'ye ".......... olabilir" biçiminde çevrilir. — Why is the baby crying? — I don't know. There may be several reasons. She may be hungry, or she might need a nappy change or she could need burping. — Why is Peter at home today? — He is ill. 100% sure — Why is Peter at home today? — He must be ill. 95% sure — Why is Peter at home today? — He may/might/could be ill. About 50% sure * "Maybe" bitişik yazılınca bir zarftır. Cümlenin başında kullanılır "Maybe he is ill. Belki de hastadır. "May be", "modal+verb" kullanımıdır He may be ill. Hasta olabilir. b Negative Statements Eğer gerçeği kesin olarak biliyorsak, durumu modal kullanmadan ifade ederiz. — Why isn't Peter eating anything? — He isn't hungry. I know that he is not hungry. Gerçeği kesin olarak bilmiyorsak ama bazı temellere dayanarak güçlü bir tahminde bulunmak istiyorsak "can't" ya da "couldn't" * kullanırız. Bu yapıları Türkçe'ye "........ olamaz, imkansız"biçiminde çevirebiliriz. — Your brother says he is very hungry. — No, he can't/couldn't be hungry. He ate a huge meal just half an hour ago. It's impossible that he is hungry. Hayır, aç olamaz. Aç olması imkansız. — Your brother says he is broke. — No, he can't/couldn't be broke. I gave him ten million liras just an hour ago. It's impossible that he has no money. Yine güçlü bir tahmini "can't" ve "couldn't" a göre daha cılız, aklımıza gelen en mantıklı tahmini ifade etmek için "must not **" kullanırız. Bu kullanımıyla "must not" genellikle kısaltılmaz. — Your brother isn't eating his lunch. — Well, he must not be hungry. Aç olmamalı. Herhalde aç değil. Normally, he eats everything on his plate. If he isn't eating now, I'm almost sure that he isn't hungry. I can't think of any other reasons. — Look! Peter is eating only salad. He hasn't even touched his fish. — Well, he must not like fish.Balığı sevmiyor olmalı. Herhalde balığı sevmiyor. — Jane always gets low grades in history. — She must not study hard enough. Yeterince çalışmıyor olmalı. Herhalde yeterince çalışmıyor. Tahminimiz güçsüz ise, sadece aklımıza gelen olasılıkları ifade ediyorsak "may not" ya "might not" kullanırız. — Why is Peter eating only salad? He hasn't even touched his fish. — I don't know. He may not/might not like fish. Balığı sevmiyor olabilir. Belki de balığı sevmiyordur. Maybe/Perhaps he doesn't like fish. — Why does she always get low grades in history? — I don't know. She may not study hard enough. Perhaps she doesn't study hard enough. Yeterince çalışmıyor olabilir. — I'm going to see the manager. — Phone him first. He may/might not be in his room. Odasında olmayabilir. He isn't in his room. 100% sure He can't/couldn't be in his room. 99% sure He must not be in his room. 95% sure He may not/might not be in his room, about 50% sure * Could güçsüz bir tahmin, couldn't ise çok güçlü bir tahmin bildirir. ** Tahminde bulunurken kullanılan yapılardan "must not" sadece American English'de kullanılır. British English'de "must not" yerine "can't/couldn't" kullanılır. 2 PRESENT PROGRESSIVE FORMS OF MODALS Tahminde bulunurken kullandığımız modal yardımcı fiillerini, içinde bulunduğumuz anda devam etmekte olduğunu zannettiğimiz eylemleri ifade etmek için de kullanırız. — Where is your brother? — He is studying in his room. I know that he is studying in his room. — Where is your brother? — I'm not sure, but he must be studying in his room. He has an exam tomorrow. I'm almost sure that he is studying in his room. Odasında ders çalışıyor olmalı. — Look! Isn't that Elif going up Bahariye Street? Where may/might/could she be going? — I don't know. She may be going to the cinema, or she might/may/could be going shopping. I think she is going shopping or to the cinema. Sinemaya ya da alışverişe gidiyor olabilir. — Don't make so much noise. Your brother is studying in the next room. — No, he can't/couldn't be studying in the next room. I saw him in the street playing with other children just a quarter of an hour ago. It's impossible that he is studying in his room. Odasında ders çalışıyor olamaz. Ders çalışıyor olması imkansız. — Do you hear some noise from the baby's room? — Yes, I sure do. She must not be sleeping. I'm almost sure that she isn't sleeping. Uyumuyor olmalı. — I think your brother is studying in his room. — Well, I don't know. He may not/might not be studying. There is music coming from his room. Perhaps/Maybe he isn't studying. Ders çalışmıyor olabilir. must may/might/could + be doing can't/couldn't must not may not/might not 3 PAST TIME Geçmişe ilişkin tahminlerimizi ifade ederken, aynı modal yardımcı fiillerinin "perfect" biçimlerini kullanırız. must may /might/ could + have done can't/couldn't must not may not/might not — I can't find my grammar book. — Well, you must have left it in the classroom. I'm almost sure that you left it in the classroom. Sınıfta unutmuş olmalısın. Herhalde sınıfta unuttun. — I can't find my grammar book. I don't know where I left it. I may/might/could have left it in the classroom or I may/might/could have left it on the bus. It's possible that I left it in the classroom or on the bus. Sınıfta unutmuş olabilirim ya da otobüste unutmuş olabilirim. — I think I saw Susan at a cafe the other day. but I didn't talk to her. She was in a crowded group. — No, you can't/couldn't have seen her there. She has been out of town for two weeks. She left for London two weeks ago. It's impossible that you saw her there. Onu görmüş olamazsın. Onu görmüş olman imkansız. — Jane is normally a good student, but she got a low grade on yesterday's test. — Well, she must not have studied hard enough. I'm almost sure that she didn't study hard enough. Yeterince çalışmamış olmalı. Herhalde yeterince çalışmadı. — Why did Jane get a low grade on the last test? She is a good student, you know. — Well, I don't know. She might not/may not have studied hard enough. Perhaps/Maybe she didn't study hard enough. It's likely that she didn't study hard enough. She probably didn't study hard enough. Yeterince çalışmamış olabilir. NOTE "Could have done" ve "couldn't have done" kalıplarının şu iki kullanımı arasındaki ayrıma dikkat ediniz. 1- a I had lots of spare time yesterday. I could have gone to the cinema, but I preferred to stay at home. Sinemaya gidebilirdim ama evde kalmayı tercih ettim. The result is I didn't go to the cinema. b Last week, my husband was going to have a match with his friends, but he didn't go. Later we found out that the match had been cancelled, so he couldn't have gone even if he had wanted to. İsteseydi bile gidemezdi. The result is He didn't go to the match. 2- a When I phoned her, she wasn't at home. She could have gone to the cinema, because she had told me that there was a good film on at the Süreyya cinema and that she wanted to see it. Sinemaya gitmiş olabilir. The result is Perhaps she was at the cinema when I phoned her. b He couldn't have gone to the match yesterday, because his leg has been in plaster since the previous match. Dünkü maça gitmiş olamaz, çünkü ......... The result is It's impossible that he went to the match yesterday. Bu iki anlam arasındaki farla ancak "context"den, yani parçanın ya da konuşmanın bütününden çıkarabiliriz. 4 PAST PROGRESSIVE FORMS OF MODALS Geçmişte bir noktada devam etmekte olduğunu tahmin ettiğimiz eylemleri ifade etmek istiyorsak, modal yardımcı fiillerinin "perfect progressive" biçimlerini kullanırız. must may/might/could + have been doing can't/couldn't must not may not/might not — Peter had a car accident last Saturday. He said that a child had suddenly pushed himself in front of his car, and that he had swerved to the left so as not to hit the child, but couldn't avoid running into another car. — Then, he must have been driving fast at the time of the accident. Kaza sırasında hızlı sürüyordu herhalde. — When I got home late last night, the light in my brother's room was still on. I didn't go to see what he was doing, but he may/ might /could have been reading a book or listening to music. Perhaps/Maybe he was reading a book or listening to music. Belki de kitap okuyor ya da müzik dinliyordu. — He can't/couldn't have been driving very fast at the time of the accident, because I know that he doesn't like speeding. It's impossible that he was driving fast at the time of the accident. Kaza sırasında hızlı sürüyor olamazdı. Hızlı sürüyor olması imkansız. — While I was preparing to go to bed last night, I heard some noises from my son's room. He must not have been sleeping. I'm almost sure that he wasn't sleeping. Uyumuyor olmalıydı. Herhalde uyumuyordu. — Mother says my brother was studying in his room all yesterday afternoon, but he may not/ might not have been studying, because I heard the sound of a stereo coming from his room. Perhaps/Maybe he wasn't studying. Ders çalışmıyor olabilirdi. Belki de ders çalışmıyordu. 5 FUTURE TIME Geleceğe ilişkin olaylardan sözediyorsak, "will, should/ought to, may /might /could" kullanabiliriz. "Must" geleceğe ilişkin tahminde bulunurken kullanılmaz. Ancak, içinde bulunduğumuz anda gelecekte bir eylemin olacağına ilişkin belirtiler varsa, 'must be doing' kullanabiliriz. Linda must be giving a huge party for her birthday next week. I saw her buying lots of food and drinks at the market today. Eğer bir olayın olacağından kesin olarak eminsek, "will" kullanırız. — He will pass his driving test. He is very good at driving. Güçlü bir tahminde bulunuyorsak, "should/ought to" kullanırız. — He took plenty of driving lessons, and he drives the car very well. He should/ought to pass the test. Yeterince direksiyon dersi aldı. Sınavı geçmesi gerekir. Herhalde geçer. — He took some driving lessons, and isn't so bad at driving. He may/ might /could pass his driving test tomorrow, but who knows. Anything can happen in a test. Yarınki direksiyon sınavını geçebilir.
Could; geçmişte belli bir süre devam eden yeteneği anlatmada could play football.Roy futbol oynayabildi.I could read a book when I was five.Beş yaşımda iken kitap okuyabildim.Suna could speak six languages when she was seven.Suna yedi yaşındayken altı dil konuşabildi.They could go to school when they were five.Beş yaşlarındayken okula gidebildiler.I could play billiards when I was young.Gençken bilardo oynayabildim.We could play football when we were twelve.Oniki yaşımızdayken futbol oynayabildik.Geçmişteki yeteneğin zamanı bildirilirken when ile başlayan yan cümlecikten bütün öznelerle kullanılır. Fiil yalın haldedir. Could ile not birlikte couldn’t şeklinde yazılır. Belirtilen eylemin geçmişte yapılabilme yeteneğinin olmadığını couldn’t brush my teeth when I was four.Dört yaşımdayken dişlerimi fırçalayamadım.My cat couldn’t catch a mouse when it was a baby.Kedim bebek iken fare yakalayamadı.Bobo couldn’t play the piano when he was a student.Bobo öğrenciyken piyano çalamadı.You couldn’t buy a lorry last year.Geçen yıl bir kamyon satın alamadın.Speedy couldn’t run when it was ill.Speedy hasta iken koşamadı.Cümle could ile başlıyorsa, soru halindedir. + olumlu, - işareti olumsuz cevap verileceğini you finish the exam? +Sınavı bitirebildin mi?Yes, I could finish the exam.Evet, sınavı bitirebildim.Could you swim when you were six? +Altı yaşındayken yüzebildin mi?Yes, I could swim when I was six.Evet, altı yaşımdayken yüzebildim.Could you build a sand castle? -Kumdan bir kale yapabildin mi?No, I couldn’t build a sand castle.Hayır, kumdan bir kale yapamadım. Bu metnin her türlü yayın hakkı A. Hikmet İnce ve aittir. Hiçbir şekilde alıntı yapılamaz ve başka bir yayında kullanılamaz. Aksi davranışta bulunanlar hakkında, hukuk büromuz her türlü yasal işlemi uygulayacaktır. Üçüncü kişilere duyurulur ... Bu İngilizce konu anlatımı 37,986 kez hasan t. 29 Mart 2017 1438keyifli 11-A A. 15 Mart 2017 0929bahar cok begendi ferdi 12 Mart 2017 2129süper ya emir a. 15 Mayıs 2016 1344gercekten guzeldi ama hep yas var daha degisikncumleler olabilirdi zeynep 2 Nisan 2016 1625çok faydalı oldu teşekkürler Merve 15 Mart 2016 1721Çok güzel Damla 23 Şubat 2016 1600Çok güzel çok yardımcı oldunuz teşekkür ederim Gaye 22 Şubat 2016 1824Süper Galip 22 Şubat 2016 1823Ellerinize sağlık emre 12 Ocak 2016 1951guzel aywas 5 Ocak 2016 2020gerçekten çok güzel olmuş ellerinize sağlık bozkurt 30 Aralık 2015 1826Çok güzel daha değişik cümleler de olabilirdi emly r. 16 Aralık 2015 2140gerçekten emege saygı taner 7 Mayıs 2015 1514gerçekten süper ercan g. 5 Mayıs 2015 2019çok iyi miraç b. 3 Mayıs 2015 1411Çok güzel fenerbahçe 1 Mayıs 2015 1511Gerçekten şahane seda p. 22 Nisan 2015 1354güzel we 16 Nisan 2015 2153güzel esra ç. 5 Nisan 2015 2125gerçekten işime yaradı teşekkürler bence iyi bir teşekürü hak etmektedir. Ali B. 23 Mart 2015 1752gerçekten güzel bilgi emeğe saygı Konu anlatımı İngilizce konu anlatımı Türkçe anlamlarıyla birlikte, örnek cümleler ile anlatılmaktadır. Yukarı Çık
Kullanım Alanları / Usage İçerisinde bulunduğumuz andaki yeteneklerimizden ve yapabildiğimiz şeylerden bahsederken “can”yapısını kullanırız. Examples / Örnekler » I can speak English. Ben İngilizce konuşabilirim. » She can play table tennis.O masa tenisi oynabilir. Could ise can yapısının geçmiş zamandaki halidir, yani geçmişteki yeteneklerimizden ve yapabildiğimiz şeylerden bahsederken COULD yapısı kullanılır. Could kendisinden sonra gelen fiile “–ebilirdi, -abilirdi” ekini verir. Bu yapıyı kullanarak nasıl cümle kuracağımızı inceleyelim. Olumlu Cümleler / Affirmative Sentences Özne / Subject Yard. Fiil / A. Verbs Fiil / Verb Nesne / Object I You He She It We You They COULD drive a car. Olumlu cümle kurarken tüm öznelerden kişilerden sonra could gelir ve fiil yalın halinde yani hiçbir ek almadan kullanılmalıdır. Examples / Örnekler » When I was young, I could run fast. Ben gençken, hızlı koşabilirdim. » I could run three kilometres in seven minutes. 7 dakika içinde 3 kilometre koşabilirdim. Olumsuz Cümleler / Negative Sentences Özne / Subject Yard. Fiil / A. Verbs Fiil / Verb Nesne / Object I You He She It We You They COULD NOT COULDN’T read English books. > Geçmişte bir şeyi yapamadığımızı ifade ederken “could” dan sonra olumsuzluk eki olan “NOT” getirilir, cümle yapısında başka bir değişiklik olmaz. Examples / Örnekler » I couldn’t drive a car two years ago but now I can. 2 sene önce araba süremezdim ama şimdi sürebilirim.» Ali couldn’t buy the gold necklace because it was too expensive. Ali altın kolyeyi satın alamadı çünkü kolye çok pahalıydı. Soru Cümleleri / Interrogative Sentences Yard. Fiil / A. Verbs Özne / Subject Fiil / Verb Nesne / Object COULD I You He She It We You They climb a tree? > Soru sorarken COULD başa alınır. Could ile sorulan sorulara olumlu ve olumsuz kısa cevaplar şu şekilde verilir Examples / Örnekler » Could she count to a hundred when she was three years old? O, üç yaşındayken yüze kadar sayabilir miydi? Yes,she could. / No, she couldn’t. Evet, o sayabilirdi. / Hayır,o sayamazdı.» Could your grandfather run fast forty years ago? Senin büyükbaban 40 yıl önce hızlı koşabilir miydi? Yes , he could. / No,he couldn’t. Evet, o koşabilirdi. / Hayır, o koşamazdı. > Ayrıca Could, soru cümlelerinde birisinden bir şey isterken, ricada bulunurken kullanılır. Bu kullanım şekli oldukça kibar resmi bir kullanımdır. Examples / Örnekler » Could you tell me where the hospital is, please? Hastanenin nerde olduğunu bana söyler misiniz lütfen? Bu konunun anlatımında adresindeki verilerden faydalanılmıştır.
could ve couldn t konu anlatımı