Teheccüt(gece) namazına kalkmanın faydaları: • Allah'a yaklaştırır. O'nun rahmetini celbe vesîle olur. • Günahlardan uzaklaştırır yani günah işletmez. Cenâb-ı Hakk "Namazın kötü ve çirkin işlerden koruyacağı" (Ankebut, 45); "İyi amellerin kötü amelleri gidereceği" (Hud, 114) vâd etmektedir. "İnsanlar ilk safın sevabını bilselerdi, ön safta durabilmek için kura çekmekten başka yol bulamazlardı. Namazı ilk vaktinde kılmanın sevabını bilselerdi bunun için yarışırlardı. Yatsı namazı ile sabah namazının faziletini bilselerdi, emekleyerek de olsa bu namazları cemaatle kılmaya gelirlerdi." NAMAZIN FAZİLETLERİ. 1. Hz . Abdullah İbni Ömer radiyallahu anhuma’dan , Rasûl’i Ekrem sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurdu : ” Islam beş şey üzerine bina edilmiştir . Allah’tan başka ilah olmadığına ve Muhammed sallallahu aleyhi vesellem’in Allah’ın Rasûlu olduğuna şehadet etmek , namaz kılmak , zekat vermek EbûHüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi. ve sellem şöyle buyurdu: “İnsanlar ezan okumanın ve namazda ilk safta bulunmanın sevabını bilselerdi, sonra bunları. yapabilmek için kur’a çekmek zorunda kalsalardı, mutlaka kur’a çekerlerdi. ”. Buhârî, Ezân 9, 32, Şehâdât 30 Cemaat Namazının Dindeki Yeri ve Önemi. “Namazı kılın, zekatı verin. Rükû edenlerle birlikte siz de rükû edin.”. Bakara Suresi, 43. Ayet. Bakara suresinin 43. ayetinde yer alan “Rükû edenlerle birlikte rükû etmek” fiili, cemaat ile gerçekleşebilecek bir durumdur. Ayetteki bu vurgu, Müslümanları namazlarını cemaat Fast Money. Maske takarak namaz kılınır mı?Eldiven ile namaz kılmak caiz midir Namazda ağzı ve burnumuzu örtmek caizmidir? Covid-19 korona virüs olduğu bu dönemde, maske ile namaz kılınabilir mi?Maske deri maske olsa bile namaz kılınabilir. Maske ve eldiven namaza engel değildir, bu şekilde kılınan namaz geçerli olacaktır. Allah Kabul Etsin!Aşağıdaki Başlıklara Cevap İLE NAMAZ KILMAK CAİZ MİDİRMASKE İLE NAMAZ KILINABİLİR MİMASKE TAKARAK NAMAZ KILINIR MINAMAZDA AĞZI VE BURNUMUZU ÖRTMEK CAİZMİDİRKoronavirüs sebebiyle eldiven ve maske kullanan kişinin bu şekilde kıldığı namaz geçerli olur mu? Maske, secdeye engel midir? Eldiven, secdeye engel midir? Secdede burnun ve elin yere değmesiyle ilgili hükümler nelerdir? İsmailağa Fıkıh Heyeti üyesi Fatih Kalender Hoca Efendi, Koronavirüs salgını sebebiyle ortaya çıkan sorunların fıkha müteallik hükümlerini sizler için ve eldiven ile namaz kılmak, namazda ağzı ve burnu maske ile kapatmak mekruh değildir. CaizdirSoğuk havalarda eldivenle namaz kılınır mı?Çok soğuk havalarda eldiven ile namaz kılmanın da, özürden dolayı mekruh olmadığı yönünde de açıklamalar ve maske ile kılınan namaz geçerli olur mu? sorusuna İsmailağa Fıkıh Heyeti üyesi Fatih Kalender Hoca şu şekilde cevap verdi “Maske ve eldiven namaza engel değildir. Özellikle eldiven olarak bakıldığında secde anında yere temas etmemizde eldivenin bir etkeni yoktur. Açıklamasında İslamiyet’in Açıklaması ise şu yönde Burnu kapatan bir maskeyle secde geçerlidir, burnu açıkta bulundurmak şart namaz kılınır mı DiyanetDiyanet işleri’nin bu konuda bir fetvasına rastlamadım. Ön safta boşluk varken arkada saf tutulabilir mi?Cemaat ile kılınan namazlarda safların tertip ve düzenine riayet edilmesi namazın adabındandır. İmamın bu konuda gerekli hassasiyeti göstermesi ve gerektiğinde, safların usulüne uygun şekilde tanzim edilmesi için cemaati uyarması gerekir. Haz. Peygamber namaza başlamadan önce safların düzgün ve sık olmasına dikkat etmiş, saflar arasında boşluk bırakılmaması hususunda muhtelif vesilelerle ashabını uyarmıştır Buhari, Ezan, 71,72; Müslim, Salat, 128. Buna göre cemaat ile kılınan namazlarda, ön safta boşluk varken caminin gerisinde imama uyulması uygun değildir. Bununla birlikte mazeretleri sebebiyle saf haricinde imama uyan kimselerin namazları ve Maske İle Kılınan Namaz Kabul Olur Mu?Görselde görüldüğü üzere namaz sonrası bayramlaşma merasimiGörselde görüldüğü üzere namaz sonrası bayramlaşma merasiminden bir görüntü. Eldiven ve Maske takılarak namaz kılmanın hiç bir sakıncası olmadığı gibi Mücbir sebebler ile dünya işlerinde dahil olmak üzere bazı istisnalar mevcut iken. Bizleri anne ve babalarımızdan daha çok seven Cenab-ı Allah Teala müslümanların zorda kalmasını istemez. Öte yandan Bazı bilgiler kaynaksız olarak Din’e ve akla uygun şekilde yorumlanabilir. Bu yüzden kendimize ait bir beyne sahibiz. Cennet Halkı olarak bu konuda aydınlatıcı bir makale yazma gereği duydum kardeşlerimizin de görmesi için paylaşmayı unutmayınız. VESSELAM Cemaatla Namazda, Safın Gerisinde Tek Başına Durulmaz 99. Safların Arkasında Tek Başına Namaz Kılan Kimsenin Durumu 682. ...Vâbisa b. Ma'bed rivayet edildiğine göre "Peygamber saffın arasında tek başına namaz kılan bir adam görmüş de kendisine namazı iade etmesini emretmiştir. "Suleyman b. Harb, "namazı iade etmesini emretti" diye rivayet etmiştir." Tirmizî, mevâkît 56; İbn Mâce, ikâme 54; Dârimî, salat 61; Ahmed b. Hanbel, IV, 228; Sunen-i Ebu Davud Terceme ve Şerhi, Şamil Yayınları 3/46 Açıklama 1. Bu hadis-i şerif safların arkasında tek başına namaz kılan kimsenin namazının fasit olduğuna delâlet etmektedir. Nitekim Nehaî, Veki'b. el-Cerrâh, İbn Ebi Leylâ, el-Hasan b. Salih ve İbn Munzir bu görüştedirler. Ahmed b. Hanbel'in meşhur olan mezhebi şudur Safların arkasına durarak cemaatle namaz kılmakta olan kimse rukû'dan önce saffa girerse namazı sahihdir. el-Menhel, V, 73 Tek başına saf teşkil ederek imama uyan bir kimsenin rukû'a vardıktan sonra hem kendi namazı hem de onun safına duracak olan kimselerin namazları fasit olur. İsterse bu kimselerin sayısı yüz veya daha çok olsun. Hattâbî, Meâlimu's-sunen, I, 440 Tercemesini sunduğumuz hadis-i şerif bu âlimlerin delilidir. Ayrıca İbn Mâce'nin de rivayet ettiği "Rasûl-u Ekram safların arkasında tek başına saf teşkil ederek namaz kılan bir kimseye hitaben "dön namazını yeniden kıl" buyurduğuna dair 1003 no'lu Ali b. Şeybân hadisi de bunların görüşünü desteklemektedir. 2. Ancak İmam Mâlik Evzâî, Şafiî ve rey sahiblerine göre ise, safların gerisinde tek başına saf teşkil ederek cemaate uyan kimsenin namazı caizdir. Bunların delili de 683 no'lu hadisdir. Sözü geçen hadiste beyân edildiği üzere Rasûl-u Ekram iken mescide giren bir kimsenin saffa katılmadan bulunduğu yerden imama uyarak namazını kılmış bunu gören Rasûl-u Ekram ona iltifat ederek "Allah senin cemaatle namaz kılmaktaki arzu ve hırsını artırsın. Fakat bunu bir daha yapma" buyurmuştur. Bu imamlara göre, şayet safların arkasında tek başına imama uyarak namaz kılan bu kimsenin namazı fasit olsaydı, Rasûlullah bu kimseye namazını iade etmesini emrederdi. Mevzumuzu teşkil eden hadis-i şerifte ifâde edilen, Rasûl-u Ekram böyle yalnız başına namaz kılan bir kimseye "dön namazım tekrar et" buyurmasının gerçek sebebi ise, bu âlimlere göre o adamın safların gerisinde yalnız başına namaz kılması değildir. Gerçek sebeb bu adamın namazın kerahetini gerektiren başka bir davranışta bulunmuş olmasıdır, denebilir. Yahutta böyle namaz kılan bu kimse fazileti terk ettiğinden dolayı Peygamber faziletten mahrum kalmaması için ona namazını yeniden kılmasını tavsiye etmiştir. Ancak ön safta yer olmadığı için yalnız başına arkada namaz kılmak mecburiyetinde kalan kimsenin durumunda ihtilâf edilmiştir. a. İmam Şâfi'î'ye göre, bu kimse ön saftan birini yanına çekmeden tek başına kılar. Çünkü eğer ön saftan birini yanına çekecek olursa evvelâ o kimseyi ön safta bulunmanın faziletinden mahrum eder ve ayrıca o safta da bir gedik açmış olur. Bu bakımdan yalnız başına kılar. b. İmam Mâlik'e göre ise, safların arkasında namaz kılan kimsenin namazı tamdır. Önden bir kimseyi yanına çekmesine lüzum yoktur. Şayet çekecek olursa, çekilen kimse o adama itaat etmemelidir. c. Bazı âlimler de ön safta bulunan bir kimseyi arka safa çekmenin o kimseye zulüm olduğunu söylemişlerdir. d. Hanefilere göre ise, o kimse imam rukû'a eğilmek isteyinceye kadar bir kimsenin dışarıdan gelmesini bekler. Gelmeyeceğini anlayınca da imam rukû'a varmadan ön safta bulunan birisini yanına çeker ve namazım öyle kılar. Bu hareketiyle hadis-i şerifteki nehye muhâtab olmaktan kurtulur. Şafiî ulemâsının çoğunluğuna göre bu durumda kalan kimse namaza durduktan sonra ön safta bulunan bir kimseyi çekerek yanına durdurur. O kimse de bu adamın isteğine itaat etmekle büyük ecirlere nâil olur. Her ne kadar hüküm bu ise de, zamanımız insanlarının bunu bilmemesi, tatbikinden doğacak mahzurları da göz önüne alarak safta tek başına namazım kılabileceği ifâde edilmiştir. 100. Safların Arkasında Yalnız Başına Ruku'a Varan Kimsenin Durumu 683. ...Ebû Bekra haber verdiğine göre kendisi bir gün Peygamber rukû'da iken mescide girdiğini söylemiş ve sözlerine devam ederek şöyle demiştir "Hemen saffın gerisinde rukû'a vardım." Bunun üzerine Peygamber "Allah cemaate iştirak etme arzu ve hırsını artırsın fakat bir daha bunu yapma!" buyurdu. Buhârî, ezan 114; Nesâî, imame 63; Ahmed b. Hanbel, V, 39, 42, 45, 46, 50; Sunen-i Ebu Davud Terceme ve Şerhi, Şamil Yayınları 3/48-49 Açıklama Bu babtaki hadis-i şerifler önceki bâblardaki hadis-i şerifleri tamamlayıcı mâhiyettedirler. Ancak önceki bab, safların dolu olduğu bir anda bir kişinin tek başına yeni bir saf teşkil edip edemeyeceği ettiği takdirde namazının ve iktidâsının sahih olup olmayacağı meselesiyle ilgilidir. Bu bab ise, birinci safta boş yer olduğu halde imam rukû'da iken rekatı kaçırırım korkusuyla saf gerisinde hemen imama uyarak ve namaz içinde yürüyerek saffı doldurması ile ilgilidir. Bu hadis-i şerif, safların gerisinde tek başına namaz kılan kimsenin namazı sahihtir, diyenlerin delilidir. Çünkü bu hadis böyle namaz kılan bir kimsenin namazının sahih olduğunu açıkça ifâde etmektedir. Hadis-i şerifteki "fakat bunu bir daha yapma" buyruğu, o kişiye sadece bir tavsiye niteliğindedir. Hadis-i şerifin sonundaki cümlesi üzerinde sarihler değişik hususlar beyân etmişlerdir. Avdet etmek, dönmek manasına gelen kökünden kabul edenler, ki cumhûr-ı ulemanın görüşü budur "bir daha yapma" demektir. Buna göre yapılmaması istenen safta boş yer varken rekata yetişeceğim diye saf gerisinde namaza durmasıdır. Bu görüş imam Beyhakî'nin Ebû Bekra'den rivayet ettiği "Ebû Bekra cemaat rukû' da iken camiye geldiğini saffın gerisinde rukû'a vardığını, sonra da yürüyerek saffa iltihak ettiğini, Rasûlullah namazı bitirince cemaate dönüp "Saf gerisinde rukû'a vararak sonra saffa iltihak edeniniz kimdi?" dediğini, Ebu Bekra'nin "Bendim ya Resûlallah", demesi üzerine de; "Allah fazilete karşı hırsını artırsın, ama bir daha yapma" hadisi ile birlikte Tahâvî'nin, Ebû Hurayra'dan rivayet ettiği "sizlerden biri namaza geldiğinde saftaki yerini almadan saf gerisinde ruku'a varmasın" hadis-i şerifini esas almışlar, görüşlerini bu rivayetlerle takviye etmişlerdir. Bazı âlimler de, bu kelimeyi "iade" kökünden, "namazını iade etme" yani "iadeye gerek yok' diyerek te'vil etmişler ve namazının sahih olduğunu söyleyerek cumhurun görüşünü savunmuşlardır. Diğer bir gurup da "koşmak" mânâsına gelen kökündendir, diyerek "bir daha namaza yetişeceğim diye koşma" şeklinde tefsir etmişler ve buna delil olarak da Îbnu's-Seken'in Ebû Bekra'den bu rivayetini göstermişlerdir. Ebu Bekra"Kamet getirilmiş, herkes namaza durmuştu. Koşarak safa yetiştim. Namaz bitince Rasûlullah "Biraz önce koşarak namaza gelen kimdi?" dedi. Ebû Bekra; "Bendim yâ Rasulallah" dedim. Rasûlullah da; "Allah hırsım artırsın, bir daha koşma" veya "bir daha yapma!" buyurdu. Görüldüğü gibi, birinci görüş ağırlık kazanmış, terceme de bu görüşe göre yapılmıştır. Yoksa bu sözdeki emrin hükmü farz değildir. Sadece o kişiyi daha faziletli olan bir amele teşviktir. Çünkü bilindiği gibi saffa girerek kılınan namaz, safların arkasında imama uyarak tek başına kılınan namazdan daha faziletlidir. Hattâbî'nin beyânına göre, imama uyan kimsenin saffın arkasında durmayarak ilerleyip saffa katılmasının hükmü müstehabtır. Bu hadisle ilgili mezheb imamlarının görüşleri bir önceki hadisin izahında geçmiştir. Oraya bakılabilir. 684. ...el-Hasen'den rivayet edildiğine göre, bir gün Ebû Bekra Rasûl-u Ekram rukû'da iken mescide gelmiş ve hemen safın gerisinde rukû'a varmış,sonra da saffa yürüyerek girdi. Peygamber namazı bitirince "O safın gerisinde ruku'a vardıktan sonra yürüyerek saffa giren hanginizdi?" demiş. Ebû ade "bendim" diye cevab vermiştir. Bunun üzerine Peygamber de şöyle buyurmuştur "Allah senin cemaatle namaz kılmaktaki arzu ve hırsını artırsın fakat bunu bir daha yapma" Buhârî, ezan 114; Nesâî, imame 63; Ahmed b. Hanbel, V, 39, 45, 46, 50; Sunen-i Ebu Davud Terceme ve Şerhi, Şamil Yayınları 3/50-51 Açıklama Bu hadis-i şerif, insanın namazda iken namazın ıslâhı ile ilgili bir harekette bulunması veya yürümesinin caiz olduğunu ifâde etmektedir. Bu yürümenin miktarı hakkında çeşitli görüşler vardır 1. Bazı Hanefî âlimleri namazın ıslahı ile ilgili olarak ancak bir adım kadar yürümenin caiz olabileceğini söylerken, bazıları da ayaklarının bulunduğu yerden alnın konduğu yere kadar yürünebileceğini söylemişlerdir. el-Menhel, V, 76 2. Şâfiî'lere göre ise, üst üste ancak iki adım yürünebilir. Fakat aralıklı olarak yüz adım bile yürünse herhangi bir sakınca yoktur. 3. Mâlikî'lere göre ise, safta bulunan bir açıklığı kapatmak için iki veya üç saf arasındaki mesafe kadar yürünebilir. Fakat bu yürüyüş yılan veya akrep öldürmek gibi namazın dışında bir işle ilgili bulunursa, o zaman örfe muracaat edilir. Örfçe yakın sayılan mesafede yürümenin bir sakıncası olmaz, örfçe uzak sayılan mesafede yürumekse caiz olmaz. "Bir hadis-i şerifte "saftaki açığı kapayana on hasene yazılır ve kendisinden on günah silinir. O kimse on derece yükseltilir" buyurmuştur. Tahâvî der ki; "saftaki aralıktan maksat, bir adam sığacak kadar olan açıklık demektir. Şayet açıklık bu kadar değilse açıklık yok demektir." "Bir de saflar arasında açıklık bulunmasındaki kerahet, cemaatle namaz kılan kimseler için söz konusudur. İmama uyarak saf teşkil eden kimselerin arasında açıklık bulunmasında kerahet yoktur." Sunen-i Ebu Davud Terceme ve Şerhi, Şamil Yayınları 3/-51ـ وعن وابصة بن معبد رَضِيَ اللَّهُ عَنْه قال ] رَأى رَسُولُ اللَّهِ رَجًُ يُصَلِّى خَلْفَ الصَّفِّ وَحْدَهُ فَأمَرَهُ بإعَادَةِ الصََّةِ [. أخرجه أبو داود والترمذي .​10. 2819- Vâbisa İbnu Ma'bed radıyallâhu anh anlatıyor "Rasûlullah bir adam gördü, safın gerisinde tek başına namaz kılıyordu. Ona namazını yeniden kılmayı emretti." Ebû Dâvud, Salât 100, 682; Tirmizî, Salât 170, 230 Açıklama Safın arkasında tek başına namaz kılan me'mûmun durumu hakkında selef ihtilaf etmiştir. Bazıları "Ne caizdir ne de sahihtir" demiştir. Böyle diyenler meyanında Nehâî, Hasan İbnu Sâlih, Ahmed, İshak, Hammâd, İbnu Ebî Leylâ, Vekî sayılabilir. Bazıları da, bunu caiz görmüştür. Hasan Basrî, Evzâî, Mâlik, Şâfiî, Ashâbu'r-Rey bunlardandır. "Caiz değil" diyenler, sadedinde olduğumuz hadise dayanırlar. Keza Ahmed ve İbnu Mâce'nin tahric ettiği bir başka hadiste geçen şu ibare de bu görüşe delil kılınmıştır اِسْتَقْبِلْ صََتَكَ فََ صََةَ لِمُنْفَرِدٍ خَلْفَ الصَّفِّ "Namazına yönel, safın arkasında munferid namaz kılınmaz." Safın gerisinde munferidin kılacağı namaza "sahihtir" diyenlerin delili, Ebû Dâvud'da, Ebû Bekra radıyallâhu anh'den yapılan bir rivâyettir. Orada Ebû Bekra mescide girdiği zaman Rasûlullah'ın rukû yapmakta olduğunu, rukuda yetişebilmek için safa varmadan hemen rukûya vardığını, sonra durumu Rasûlullah'a açınca, Aleyhissalâtu Vesselâm'ın "Allah senin hırsını artırsın, artık iade etme.." dediğini görmekteyiz. Âlimler, bu durumda verilen iade emrini, evla olana devamda mubâlağa için menduba hamletmişlerdir. İbnu Hacer der ki "Ahmed ve başka bazısı bu iki hadisin arasını bir başka tarzda te'lif ettiler. Şöyle ki "Ebû Bekra'nin hadisi âmm olan Vâbisa hadisini tahsis eder. Öyleyse, kim safın gerisinde munferid olarak namaza başlar sonra da rukû'dan kalkmazdan önce safa dahil olursa ona iade gerekmez, tıpkı Ebû Bekra hadisinde olduğu gibi... Aksi takdirde Vâbisa hadisinin âmm olan hükmü gereğince iade vacib olur." 6254 - Ali İbnu Şeyban anlatıyor "Rasulullah aleyhissalatu vesselam'a gitmek üzere kavmimizin yola çıkardığı heyet olarak yola çıkıp Rasulullah'ın yanına geldik. Ona biat ettik, arkasında namaz kıldık. Sonra arkasında bir başka namaz daha kıldık. Namaz bitmişti. Safın gerisinde tek başına namaz kılan birini gördü. Aleyhissalatu vesselam, adam gideceği zaman yanında durarak "Namazına yeniden yönel! Çünkü safın gerisinde tek başına kılının namazı yoktur!" buyurdu." Kutub-i Sitte Kişinin Saf Gerisinde Namazı Tek Başına Kılması Bazıları derler ki; kişinin tek başına safın gerisinde namazı kılmakla emrolunması kıyasa muhaliftir. îmam, en önde tek başına durmaktadır. Peşi sıra erkeklerin safı, ondan sonra kadm tek olsa bile erkeklerin safının gerisinde tek basma durarak namazını kılar. Sünnet olan şekil budur. Aslında hakikat hiçte böyle değildir. İmamın öne geçmesi ittifakla sünnettir. İmam'a uyanlarsa, imamın gerisinde saf tutarlar. Bu hüküm üzerinde görüş birliği sağlanmıştır. İkisini birbirine karıştırmamak gerekir. İmam önde olupta cemaat onu görerek kendisine uyacak olursa mükemmel bir şekilde onu izeleyebilirler. Kadının beraberinde namaz kılacak başka bir kadın yoksa tek başına, erkeklerin safına girmeden imama uyar. Tabii birden fazla olduklarında sünnet gereği saf tutarlar. Kadının durumu iki şeye delalet etmektedir Kendisiyle beraber namaz kılacak başka bir kadın yoksa, tek başına erkeklerin safının gerisinde durarak imama uyar. "İhtiyaç anında vâcibler düşer," kuralına göre bu, kıyasa uygundur. Kişinin başkalarıyla bir araya gelerek saf tutması vacibtir. Ama bu mümkün olmadığı takdirde vaciblikten çıkar. Buna benzer daha bazı farz ve vâcibler ihtiyaç anında geçerliliklerini yitirirler. Mesela korku namazında cemaati tehlikeden korumak için bazı yükümlülükler düşer. Yine bunun gibi bir kişi, cemaatle namaz kıldığında, zorunlu olarak imamın önünde kılması gerekiyorsa kılabilir. Zira buna ihtiyaç vardır. Bazı ilim ehli bu görüştedirler. İmam Ahmed'in mezhebinde bu konudaki iki rivayetten biri bu doğrultudadır. Bunlar, imamın önüne geçilmesi zorunlu olmadığı zamanlarda önüne geçilmesine cevaz vermemektedirler. Özetleyecek olursak diyebiliriz ki saf tutmak, diğer bazı hususlara nisbetle daha vacib hükmünde değildir. Cemaat halinde iken diğer bazı hususlar düşünce, saf tutma zorunluluğu öncelikle düşer. Genel kurallardan biri de şudur ki; şer'an kendisinde aciz kalman şeyler, vacibleri düşürürler. Bir günaha vasıta olmaksızın kendisine ihtiyaç duyulan şeyler yasaklanmış değildirler. Çünkü Allah, aczi kalınacak işi kuluna yüklemediği gibi, zorunlu olarak ihtiyaç duyulan şeyden de kulunu yoksun bırakmaz. İbni Teymiyye, Kıyas, Tevhid Yayınlar 68-69 NAMAZI İLK SAFTA KILMANIN SEVABI, ÖNDEKİ SAFLARI DOLDURMAYI, SAFLARI DÜZGÜN VE SIK TUTMAYI EMRETME 1084. Câbir İbni Semüre radıyallahu anhümâ’dan rivayet edildiğine göre şöyle dedi Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem evinden çıkıp yanımıza geldi ve şöyle buyurdu – “Meleklerin Rableri huzurunda saf bağlayıp durdukları gibi saf bağlasanız ya!” Bunun üzerine biz – Yâ Resûlallah! Melekler Rablerinin huzurunda nasıl saf bağlayıp dururlar? diye sorduk. Şöyle buyurdu – “Onlar öndeki safları tamamlayıp birbirine perçinlenmiş gibi bitişik dururlar. ” Müslim, Salât 119. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Salât 93; Nesâî, İmâmet 28; İbni Mâce, İkâmet 50 1085. Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu “İnsanlar ezan okumanın ve namazda ilk safta bulunmanın sevabını bilselerdi, sonra bunları yapabilmek için kur’a çekmek zorunda kalsalardı, mutlaka kur’a çekerlerdi. ” Buhârî, Ezân 9, 32, Şehâdât 30; Müslim, Salât 129. Ayrıca bk. Tirmizî, Mevâkît 52; Nesâî, Mevâkît 22, Ezân 31 1086. Yine Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu “Erkeklerin en çok sevap kazanacağı saf ilk saf, en az sevap kazanacakları saf son saftır. Kadınların en çok sevap kazanacağı saf son saf, en az sevap kazanacakları saf ise ön saftır. ” Müslim, Salât 132. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Salât 97; Tirmizî, Mevâkît 52; Nesâî, İmâmet 32; İbni Mâce, İkâmet 52 1087. Ebû Saîd el-Hudrî radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ashâbının gerilerde saf tutmaya çalıştığını gördü; bunun üzerine onlara “Öne doğru gelin ve bana uyun! Sizden sonrakiler de size uysunlar. Bir topluluk devamlı surette gerilerse, Allah onları geri bırakır” buyurdu. Müslim, Salât 130. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Salât 97; Nesâî, İmâmet 17; İbni Mâce, İkâmet 45 1088. Ebû Mes`ûd radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre şöyle dedi Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem namaza başlayacağımız zaman omuzlarımıza dokunarak şöyle buyururdu “Safları düz tutunuz. İleri geri durmayınız. Sonra kalpleriniz de birbirinden farklı olur. Aklı başında ve bilgili olanlarınız benim arkamda, onlardan sonra gelenler daha arkada, daha sonra gelenler daha arkada dursunlar. ” Müslim Salât 122. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Salât 95; Tirmizî, Salât 54; Nesâî, İmâmet 23, 25, 26; İbni Mâce, İkâmet 45 1089. Enes radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu “Saflarınızı düz tutunuz. Zira safların düz olması namazın tamam olmasını sağlayan hususlardan biridir. “ Buhârî, Ezân 74; Müslim, Salât 124. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Salât 93; İbni Mâce, İkâmet 50 Buhârî’nin bir rivayetine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur “Zira safların düz olması, namazın mükemmel olmasını sağlayan hususlardan biridir. “ 1090. Yine Enes radıyallahu anh şöyle dedi Bir defasında namaz kılmak için kamet getirilmişti. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bize yüzünü döndü ve şöyle buyurdu “Saflarınızı dümdüz tutunuz ve birbirinize sımsıkı yapıştırınız. Zira ben sizi arkamdan da görüyorum. “ Buhârî, Ezân 72; Müslim, Salât 125. Ayrıca bk. Nesâî, İmâmet 28, 47 Buhârî’nin başka bir rivayetinde Ezan 76 Enes, her birimiz omuzunu arkadaşının omuzuna, ayağını arkadaşının ayağına yapıştırırdı, demiştir. 1091. Nu`mân İbni Beşîr radıyallahu anhümâ, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’i şöyle buyururken dinledim dedi “Saflarınızı düzeltiniz, yoksa Allah Teâlâ’nın aranıza düşmanlık sokacağını iyi biliniz. “ Buhârî, Ezân 71; Müslim, Salât 127. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Salât 93; Tirmizî, Mevâkît 53; İbni Mâce, İkâmet 50. Müslim’in bir başka rivayeti şöyledir Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem okları düzeltir gibi saflarımızı düzeltirdi. Bizim buna alıştığımızı görünceye kadar böyle yapmaya devam etti. Kendisi birgün namaza çıktı ve namaz kıldıracağı yerde durdu. Tam tekbir almak üzere iken göğsü saf hizasından dışarı çıkmış bir adam gördü. Bunun üzerine şöyle buyurdu “Ey Allah’ın kulları! Saflarınızı düzeltiniz; yoksa Allah Teâlâ’nın aranıza düşmanlık sokacağını iyi biliniz. ” Müslim, Salât 128. 1092. Berâ İbni Âzib radıyallahu anhümâ şöyle dedi Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem göğüslerimize ve omuzlarımıza dokunarak bir baştan diğer başa safın arasında dolaşır ve şöyle buyururdu “İleri geri durmayınız. Sonra kalpleriniz de birbirinden farklı olur”. Ve sözlerine şöyle devam ederdi “İlk saflarda bulunanlara Allah rahmet, melekler de dua eder. ” Ebû Dâvûd, Salât 93. Ayrıca bk. Nesâî, İmâmet 25 1093. İbni Ömer radıyallahu anhümâ’dan rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu “Saflarınızı düz tutunuz. Omuzları bir hizaya getiriniz. Aralıkları kapayınız. Saf düzeni için elinizden tutup çeken kardeşlerinize yumuşak davranınız. Şeytanın girebileceği boşluklar bırakmayınız. Allah, safları bitişik tutanların gönlünü hoş eder. Safları bitişik tutmayanlara Allah nimetlerini lutfetmez. ” Ebû Dâvûd, Salât 93, 98 1094. Enes radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu “Saflarınızı sık tutunuz. Safların arasını yanaştırınız. Boyunlarınızı bir hizâya getiriniz. Canımı elinde tutan Allah’a yemin ederim ki, saffın boş kalmış aralıklarından şeytanın bodur, kılsız siyah koyun gibi girdiğini görüyorum. ” Ebû Dâvûd, Salât 93. Ayrıca bk. Nesâî, İmâmet 28 1095. Yine Enes radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu “Önce ilk safı tamamlayınız; sonra arkadaki safları doldurunuz. Şayet eksik kalırsa, son safta kalsın. “ Ebû Dâvûd, Salât 93. Ayrıca bk. Nesâî, İmâmet 30 1096. Âişe radıyallahu anhâ’dan rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu “Şüphesiz Allah safların sağ tarafında bulunanlara rahmet eder; melekleri de dua ederler. “ Ebû Dâvûd, Salât 95. Ayrıca bk. İbni Mâce, İkamet 55 1097. Berâ radıyallahu anh şöyle dedi Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in arkasında namaz kıldığımız zaman, yüzünü bize döndüğünde sağına döndüğü için onun sağ tarafında olmayı arzu ederdik. Bir defasında bize dönünce şöyle buyurduğunu işittim “Rabbim! Kullarını diriltip bir araya topladığın gün, beni azâbından koru!” Müslim, Müsâfirîn 62. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Salât 71, Edeb 98; Tirmizî, Daavât 18 1098. Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu “İmamı ortanıza alınız ve saflardaki boşlukları doldurunuz. ” Ebû Dâvûd, Salât 98 Riyâzus Sâlihîn / İmâm Nevevî BÖLÜM -80- Namazı İlk Safta Kılmanın Sevabı hakkında sahih hadis-i şerifler... 1084. Câbir İbni Semüre radıyallahu anhümâ’dan rivayet edildiğine göre şöyle dedi Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem evinden çıkıp yanımıza geldi ve şöyle buyurdu – “Meleklerin Rableri huzurunda saf bağlayıp durdukları gibi saf bağlasanız ya!” Bunun üzerine biz – Yâ Resûlallah! Melekler Rablerinin huzurunda nasıl saf bağlayıp dururlar? diye sorduk. Şöyle buyurdu – “Onlar öndeki safları tamamlayıp birbirine perçinlenmiş gibi bitişik dururlar. ” Müslim, Salât 119. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Salât 93; Nesâî, İmâmet 28; İbni Mâce, İkâmet 50 1085. Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu “İnsanlar ezan okumanın ve namazda ilk safta bulunmanın sevabını bilselerdi, sonra bunları yapabilmek için kur’a çekmek zorunda kalsalardı, mutlaka kur’a çekerlerdi. ” Buhârî, Ezân 9, 32, Şehâdât 30; Müslim, Salât 129. Ayrıca bk. Tirmizî, Mevâkît 52; Nesâî, Mevâkît 22, Ezân 31 1086. Yine Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu “Erkeklerin en çok sevap kazanacağı saf ilk saf, en az sevap kazanacakları saf son saftır. Kadınların en çok sevap kazanacağı saf son saf, en az sevap kazanacakları saf ise ön saftır. ” Müslim, Salât 132. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Salât 97; Tirmizî, Mevâkît 52; Nesâî, İmâmet 32; İbni Mâce, İkâmet 52 1087. Ebû Saîd el–Hudrî radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ashâbının gerilerde saf tutmaya çalıştığını gördü; bunun üzerine onlara “Öne doğru gelin ve bana uyun! Sizden sonrakiler de size uysunlar. Bir topluluk devamlı surette gerilerse, Allah onları geri bırakır” buyurdu. Müslim, Salât 130. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Salât 97; Nesâî, İmâmet 17; İbni Mâce, İkâmet 45 1088. Ebû Mes`ûd radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre şöyle dedi Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem namaza başlayacağımız zaman omuzlarımıza dokunarak şöyle buyururdu “Safları düz tutunuz. İleri geri durmayınız. Sonra kalpleriniz de birbirinden farklı olur. Aklı başında ve bilgili olanlarınız benim arkamda, onlardan sonra gelenler daha arkada, daha sonra gelenler daha arkada dursunlar. ” Müslim Salât 122. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Salât 95; Tirmizî, Salât 54; Nesâî, İmâmet 23, 25, 26; İbni Mâce, İkâmet 45 1089. Enes radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu “Saflarınızı düz tutunuz. Zira safların düz olması namazın tamam olmasını sağlayan hususlardan biridir. ” Buhârî, Ezân 74; Müslim, Salât 124. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Salât 93; İbni Mâce, İkâmet 50 Buhârî’nin bir rivayetine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur “Zira safların düz olması, namazın mükemmel olmasını sağlayan hususlardan biridir. ” 1090. Yine Enes radıyallahu anh şöyle dedi Bir defasında namaz kılmak için kamet getirilmişti. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bize yüzünü döndü ve şöyle buyurdu “Saflarınızı dümdüz tutunuz ve birbirinize sımsıkı yapıştırınız. Zira ben sizi arkamdan da görüyorum. ” Buhârî, Ezân 72; Müslim, Salât 125. Ayrıca bk. Nesâî, İmâmet 28, 47 Buhârî’nin başka bir rivayetinde Ezan 76 Enes, her birimiz omuzunu arkadaşının omuzuna, ayağını arkadaşının ayağına yapıştırırdı, demiştir. 1091. Nu`mân İbni Beşîr radıyallahu anhümâ, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’i şöyle buyururken dinledim dedi “Saflarınızı düzeltiniz, yoksa Allah Teâlâ’nın aranıza düşmanlık sokacağını iyi biliniz. ” Buhârî, Ezân 71; Müslim, Salât 127. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Salât 93; Tirmizî, Mevâkît 53; İbni Mâce, İkâmet 50. Müslim’in bir başka rivayeti şöyledir Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem okları düzeltir gibi saflarımızı düzeltirdi. Bizim buna alıştığımızı görünceye kadar böyle yapmaya devam etti. Kendisi birgün namaza çıktı ve namaz kıldıracağı yerde durdu. Tam tekbir almak üzere iken göğsü saf hizasından dışarı çıkmış bir adam gördü. Bunun üzerine şöyle buyurdu “Ey Allah’ın kulları! Saflarınızı düzeltiniz; yoksa Allah Teâlâ’nın aranıza düşmanlık sokacağını iyi biliniz. ” Müslim, Salât 128. 1092. Berâ İbni Âzib radıyallahu anhümâ şöyle dedi Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem göğüslerimize ve omuzlarımıza dokunarak bir baştan diğer başa safın arasında dolaşır ve şöyle buyururdu “İleri geri durmayınız. Sonra kalpleriniz de birbirinden farklı olur”. Ve sözlerine şöyle devam ederdi “İlk saflarda bulunanlara Allah rahmet, melekler de dua eder. ” Ebû Dâvûd, Salât 93. Ayrıca bk. Nesâî, İmâmet 25 1093. İbni Ömer radıyallahu anhümâ’dan rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu “Saflarınızı düz tutunuz. Omuzları bir hizaya getiriniz. Aralıkları kapayınız. Saf düzeni için elinizden tutup çeken kardeşlerinize yumuşak davranınız. Şeytanın girebileceği boşluklar bırakmayınız. Allah, safları bitişik tutanların gönlünü hoş eder. Safları bitişik tutmayanlara Allah nimetlerini lutfetmez. ” Ebû Dâvûd, Salât 93, 98 1094. Enes radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu “Saflarınızı sık tutunuz. Safların arasını yanaştırınız. Boyunlarınızı bir hizâya getiriniz. Canımı elinde tutan Allah’a yemin ederim ki, saffın boş kalmış aralıklarından şeytanın bodur, kılsız siyah koyun gibi girdiğini görüyorum. ” Ebû Dâvûd, Salât 93. Ayrıca bk. Nesâî, İmâmet 28 1095. Yine Enes radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu “Önce ilk safı tamamlayınız; sonra arkadaki safları doldurunuz. Şayet eksik kalırsa, son safta kalsın. ” Ebû Dâvûd, Salât 93. Ayrıca bk. Nesâî, İmâmet 30 1096. Âişe radıyallahu anhâ’dan rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu “Şüphesiz Allah safların sağ tarafında bulunanlara rahmet eder; melekleri de dua ederler. ” Ebû Dâvûd, Salât 95. Ayrıca bk. İbni Mâce, İkamet 55 1097. Berâ radıyallahu anh şöyle dedi Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in arkasında namaz kıldığımız zaman, yüzünü bize döndüğünde sağına döndüğü için onun sağ tarafında olmayı arzu ederdik. Bir defasında bize dönünce şöyle buyurduğunu işittim “Rabbim! Kullarını diriltip bir araya topladığın gün, beni azâbından koru!” Müslim, Müsâfirîn 62. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Salât 71, Edeb 98; Tirmizî, Daavât 18 1098. Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu “İmamı ortanıza alınız ve saflardaki boşlukları doldurunuz. ” Ebû Dâvûd, Salât 98 İslam’da namazın önemi nedir? Namazın faydaları nelerdir? Namazın fazileti ve hikmetleri nelerdir? Îmandan sonra Allah’ı zikretmek için yapılan amellerin en fazîletlisi ve en kâmili namazın önemi, fazileti ve Mevlâ’nın vuslat deryâsına götüren ibâdet pınarlarının en büyüğü ve ehemmiyetlisi hiç şüphesiz ki namazdır. Zira namaz, şümûl, muhtevâ ve rütbe bakımından bütün ibâdetlerin zirvesi ve özü durumundadır. Kâinâttaki bütün varlıklar; Güneş, yıldızlar, çayır, çimen, ağaçlar, hayvanlar hep zikir hâlindedir. Saflar hâlinde uçan kuşlar, dağlar, taşlar, keyfiyeti bizce meçhul bir tesbihat ile Hakk’a kulluk ederler. Nebâtâtın ibâdeti kıyâm hâlinde, hayvanlarınki rükû hâlinde, cansız sayılan varlıklarınki de yere kapanmış vaziyette, yani secde hâlindedir. Semâ ehlinin durumları da böyledir. Meleklerin bir kısmı kıyâmda, bir kısmı rükûda, bir kısmı secdede, bir kısmı da tesbîh ve tehlîl hâlindedir. Ancak Cenâb-ı Hakk’ın mü’minlere bir mîrâc olarak ikrâm ettiği namaz ise, bütün bu ibâdetleri kendinde toplamıştır. Dolayısıyla namazı güzelce kılanlar, yerde ve gökte bulunan bütün varlıkların ibâdetlerinin hepsini ihtivâ eden bir ibâdet yapmış olarak hesapsız mükâfat ve derûnî tecellîlere nâil olurlar. BENZERSİZ İBADET Namaza benzeyen hiçbir ibâdet yoktur. Namaz kılan kimse, namazdan başka hiçbir şeyle meşgul olamaz. Namaz onu, her türlü alâkadan keser. Cenâb-ı Hak ile başbaşa târifsiz bir vuslat yaşatır. Diğer ibâdetlerde durum böyle değildir. Meselâ oruçlu kişi, aynı anda çalışabilir, hacceden kişi gerektiğinde alışveriş yapabilir. Ama namaz kılan kişinin maddesi de mânâsı da, huzûr-i ilâhîdedir. Nitekim âyet-i kerîmede “Secde et ve yaklaş!” buyrulur. el-Alâk, 19 NAMAZIN FAYDALARI Maddî bakımdan namaz; insan vücudunun muhtelif iç ve dış hareketlerde bulunmasını sağlar. Hayatı nizam üzere tertiplice yaşama temrinleri yaptırmak sûretiyle kişiye zaman disiplini kazandırır. Mânevî olarak namaz; ilâhî huzurda bulunma, tefekkür etme, korku zamanında tesellî verme, neş’e zamanında rûhâniyeti takviye etme, îmânı koruma, Cenâb-ı Hak ile ünsiyetin artması gibi feyz ve bereketlerle doludur. İctimâî güzellikleri bakımından namaz; birlik ve beraberlik, tanışma, ünsiyet, ülfet, îman ve kardeşlik bağlarının kuvvetlenmesi gibi sayısız güzelliklere vesîledir. Bilhassa cemaatle kılınan namaz, Cuma ve bayram namazları, insanlar arasında ırk, renk, dil, makam ve mevkî ayrımı yapmaksızın Allâh’a kullukta aynı safta bir araya gelme, bütünleşme, yardımlaşma ve ictimâî muhasebeyi sağlar. Rûhânî tecellîleri bakımından namaz; kişinin ilâhî huzûra çıkarak ihlâs, takvâ ve sadâkat gibi güzel vasıflar kazandığı bir ibadettir. İnsan, namazda kalp âlemini mânevî bir bahar iklîmine çevirir. Namaz günde en az beş defa tekrarlandığı için devamlı Cenâb-ı Hakk’ı hatırlatır. Kalp ve vicdanı Allâh’a bağlar. Allâh’ın sonsuz kudretini, mutlak irâdesini, rahmet ve merhametini, kerem ve ihsânını, azap ve ikàbını insanın kalbine yerleştirir. Böylece insanı günah, çirkinlik ve haksızlıklardan alıkoyar. Âyet-i kerîmede şöyle buyrulur “Rasûlüm! Sana vahyedilen Kitab’ı oku ve namazı kıl! Muhakkak ki namaz, hayâsızlıktan ve kötülükten alıkoyar. Allâh’ı zikretmek, şüphesiz en büyük iştir. Allah yaptıklarınızı bilir.” el-Ankebût, 45 Bir kişi Peygamber Efendimiz’e gelerek “–Falan zât gece namaz kılıyor, sabah olunca da hırsızlık yapıyor!” dedi. Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu “–Hakîkî namaz kılıyorsa, bu namazı ve namazda okuduğu Kur’ân âyetleri, onu yaptığı kötü fiilden uzaklaştıracaktır.” Ahmed, II, 447 Gerçekten de müslümanlar arasında suç işleme oranı çok düşüktür. Bugün dünya üzerinde en az cinâyet işlenen yerler müslüman ülkelerdir. Avrupalı araştırmacılar, İslâm ülkelerinde cinâyet oranı neden düşük diye çok ciddî ilmî çalışmalar yapmaktadırlar.[1] Bunun en mühim sebebi, İslâm’ın getirdiği inanç esasları, ibadetler ve ahlâk kâideleridir. İslâmî bir eğitim alan insan, Allah’tan korkar, yaptığı zerre kadar iyilik ve kötülüğün dahî karşılığını âhirette göreceğine inanır. Neticede şerlere kilit, hayırlara anahtar olur. Muayyen vakitlerde kılınan namaz, gün içinde insanı belli aralıklarla iş yoğunluğundan ve hayatın monotonluğundan kurtarıp rahatlatır. Rabb’ine karşı itaat, teslîmiyet ve şükran duygularını ifâde etmesini sağlar. Secdeye varan insan, kendisiyle yüz yüze gelerek iç âlemine dönme fırsatı bulur. İnsanların giderek birbirinden uzaklaştığı, menfaatperestliğin öne çıktığı ve ferdiyetçiliğin hâkim olduğu günümüz dünyasının mühim bir hastalığı da yalnızlık hissidir. İnsanı psikolojik rahatsızlıklara sürükleyen bu hastalığın en güzel ilâcı namazdır. Namaz, ister ferdî olarak, isterse fazîletini artırmak için cemaatle kılınsın, insanın yalnızlık hissini günde en az beş defa giderir. Çünkü namaz, insanı Allâh’ın huzûruna çıkardığı için, tek başına kılsa bile, ona yalnız olmadığını hatırlatır. Cemaatle kılındığında ise insanı hem Allâh’ın huzûruna götürür hem de diğer mü’min kardeşleriyle bir araya getirir. Sosyoloji alanında mütehassıs olan Prof. Dr. Ümit Meriç şöyle demiştir “Namaz kılan bir toplumun psikolojiye, zekât veren bir toplumun da sosyolojiye ihtiyacı yoktur.” Cenâb-ı Hak, namaz husûsunda “Secde et ve yaklaş!”[2] buyuruyor. Felâha eren kullarının namazı huşû ile kıldıklarını haber veriyor.[3] Huşû ile kılınan bir namaz sâyesinde insanın Cenâb-ı Hakk’a karşı tevekkül ve teslîmiyeti artar. Bu teslîmiyet neticesinde kişi, psikolojik rahatsızlıklardan muhâfaza edilir. Zira o, en yüce kuvvete, yani Cenâb-ı Hakk’a teslim olarak kendini âdeta ebedî huzûrun kollarına bırakmıştır. NAMAZI BİLEREK TERK ETMENİN HÜKMÜ Namaz kılan bir mü’min, Cenâb-ı Hakk’ın muhâfazası altında olduğunu hisseder ve büyük bir mânevî huzur ve emniyet duygusu içinde yaşar. Zira Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- namaz kılmayanlar için şöyle buyurmuşlardır “…Kim namazı bile bile terk ederse, o kişi Allah Teâlâ’nın himâyesinden ve hıfz u emânından uzak kalır.” İbn-i Mâce, Fiten, 23 Dolayısıyla namaz kılan bir toplum madden ve mânen sıhhatli olur. Nitekim Asr-ı Saâdet’te Medîne’ye bir doktor gelmişti. Yapacak bir iş bulamadı. Neticede Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem- ona âilesinin yanına dönmesini tavsiye ettiler.[4] Yine, bize gelen nakillere baktığımızda, Asr-ı Saâdet’te psikolojik bir rahatsızlığa rastlamıyoruz. Cenâb-ı Hak, Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz’i örnek olarak göndermiştir. O her hususta örnek olduğu gibi psikoloji ve rûhî tedâvi husûsunda da örnektir. Aynı şekilde toplumun ıslâhı husûsunda da örnektir. Bunun en büyük delili de Asr-ı Saâdet toplumudur… Diğer taraftan namaz, îmandan sonra, Allâh’ı zikretmek için yapılan amellerin en fazîletlisi[5] ve en kâmilidir. Kelime-i şehâdetten sonra İslâm’ın en mühim rüknüdür. Namaz kılan insanın küçük günahları affedilir. BEŞ VAKİT NAMAZIN FAZİLETLERİ Bir gün Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz ashâbına “–Ne dersiniz? Birinizin kapısının önünde bir nehir aksa, o kimse her gün bu nehirde beş defa yıkansa, vücûdundaki kirden bir eser kalır mı?” diye sormuşlardı. Ashâb-ı kirâm “–O kimsenin kirinden hiçbir şey kalmaz.” dediler. Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- “–Beş vakit namaz, işte bunun gibidir. Allah beş vakit namazla günahları silip yok eder.” buyurdular. Müslim, Mesâcid, 283. Bkz. Buhârî, Mevâkît, 6 Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz gürül gürül akan bu bol sulu nehrin, hemen kapımızın önünde olduğunu haber veriyor. Yani nehir bize çok yakın, ondan su almamız ve içine girip yıkanmamız çok kolay! Küçük bir gayretle, Cenâb-ı Hakk’ın vaad ettiği büyük lûtuf ve ihsanlara kavuşabiliriz. CENNETİN ANAHTARI Namaz, Cennet’in anahtarı[6] olduğu için, Allah Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem-, Cennet’e girmek ve orada kendisine komşu olmak isteyenlere, çokça secde etmelerini tavsiye buyururlardı.[7] Secde, aynı zamanda Cehennem’den kurtuluş vesîlesidir. Bu hakîkat, hadîs-i şerîfte şöyle beyan edilir “…Kıyâmet günü Allah Teâlâ, Cehennem ehlinden dilediklerine rahmet edecektir. Meleklerine, dünyadayken Allâh’a ibadet edenleri oradan çıkarmalarını emredecek, onlar da çıkaracaklardır. Melekler, onları secde izlerinden tanırlar. Allah, Cehennem’e secde izlerini yemeyi haram kılmıştır. Ateş, insanın her tarafını yakar, sadece secde yerine dokunamaz.” Buhârî, Ezân, 129 Secdeden maksat, umûmiyetle namazdır. Bâzı âyet-i kerîme ve hadîs-i şerîflerde namaz, en mühim rüknü olan secde ile ifade edilmiştir. MÜMİNLERE CEMALULLAH’I SEYRETTİREN İBADET Namazın bir faydası daha vardır ki o hepsinden mühimdir. O da Cennet’e giren mü’minlere Cemâlullâh’ı seyrettirmesidir. Ashâb-ı kirâmdan Cerîr -radıyallâhu anh- şöyle anlatır Bir gece Rasûl-i Ekrem Efendimiz’le birlikte oturuyorduk. Allah Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem-, dolunaya bakarak şunları söylediler “–Şu dolunayı birbirinizi itip kakmadan rahatça nasıl görüyorsanız, aynı şekilde Rabb’inizi de Cennet’te öyle rahatça göreceksiniz. Artık Güneş’in doğmasından ve batmasından önceki bütün namazları kılabilmek için elinizden gelen gayreti gösteriniz!” Allah Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem-, bu sözlerin ardından şu âyet-i kerîmeyi tilâvet ettiler “…Güneş’in doğmasından ve batmasından önce Rabb’ini hamd ile tesbîh et; gecenin bir kısım saatleri ile gündüzün iki ucunda da tesbîh et ki, Rabb’inin rızâsına erebilesin!” Tâhâ, 130[8] Buhârî, Mevâkît 16, 26; Tefsîr, 50/1; Tevhîd, 24; Müslim, Mesâcid, 211 Hâsılı namaz, insanı yaratılış maksadına ulaştıran en mühim ibadettir. Zaten insanın iskelet yapısının, rahatça rükû ve secde edebilecek durumda halkedilmesi de bir bakıma namazı kolaylaştırmak ve böylece insanı maksadına daha çok yaklaştırmak içindir. Bu sebeple insan, bütün hayatını namaz vakitlerine göre tanzim etmeli, namazı hayatın mihveri kılmalıdır. Dipnotlar [1] Meselâ bkz. Cordova, Ana; “An Examinational Causes of Low Murder Rates in Islamic Societies” American Society of Criminology. [2] el-Alâk, 19. [3] Bkz. el-Mü’minûn, 1-2. [4] Bkz. Halebî, İnsânu’l-Uyûn, III, 299. [5] Bkz. Müslim, Îmân, 137-140. [6] Bkz. Ahmed, III, 340. [7] Bkz. Müslim, Salât, 225, 226; Ahmed, III, 428, 500. [8] Bu âyet-i kerîme, beş vakit namazın zamanlarını haber vermektedir. Bu mevzû ile alâkalı ayrıca bkz. Hûd, 114; el-İsrâ, 78; er-Rûm, 17-18; M. Kâmil Yaşaroğlu, “Namaz” mad., Diyanet İslâm Ansiklopedisi, XXXII, 351. Kaynak Osman Nuri Topbaş, Hak Din İslam, Erkam Yayınları İslam ve İhsan

ön safta namaz kılmanın fazileti