Erzurumun 21 ilçesinde gerçekleştirilen festivalde güvercinler, uçuş ve takla özelliklerine göre puanlandı. Bu kapsamda, kent merkezindeki
14Likes, 2 Comments - HK Kitap (@hkkitap) on Instagram: “Yiyip, içip, sıçmaktan başka bir şey yaptığınız yok be! İçinizde takla atmayan güvercinler var,”
Yumuşakdikenli bir tür. Dikenlerinin arasında ince, üzümsü meyve veriyor. Korunaklı bir alanda tutulmasında fayda var. Kışın kuru tutulması gerekiyor ve -4 derece civarına kadar dayanabiliyor. En az yüzde 50’si kum veya pomza olan çok geçirgen toprakları seviyor.
GüvercinlerNiye Takla Atar? Güvercinlerde iki farklı nedenle görü?, iki farklı tip takla var. Bunlardan ilki, havada uçarken hafifçe yan dönme şeklinde görü? v. Lütfen giriş yapın. Üye değilseniz sitemizden tam anlamıyla yararlanmak için kayıt ol kısmından üye olunuz.
0kitap, 5 takip edilen, 1 takipçi - levent keser 1000Kitap'ta. @1event. 2 okur puanı
Fast Money. konu para olunca gözü dönüyor nedense. her daim her yerde sakal kovaladigini bir kez daha kanitladi bizim uzun.bkz arap bi 5 milyon dolar ateslesene bebkz rizkinin pesinde türkiye'yi suudi arabistan'dan bile görgü dersi alacak seviyeye indiren eylem. abi bu gerçek mi? a ahahah dteşkilata gel, apartman toplantısı sanki. aidat ödememe konusu önemlidir belki de, bunu cumhurbaşkanı mı söyler allasen? simdi isim verip kimseyi rencide etmek istemiyorum ama... - spoiler -yiyip, içip, sıçmaktan başka bir şey yaptığınız yok be! içinizde takla atmayan güvercinler var. kendini keklik zannedenler var. siz taklacı güvercinlersiniz kardeşim! içinizde koca bir günü iki taklayla savuşturanlar var. hangilerinizden bahsettiğimi siz çok iyi biliyorsunuz ama ben burada isim verip hiçbirinizi arkadaşlarınızın içinde şey etmek istemiyorum. ama bu böyle gitmez kardeşim, böyle gitmez! bundan böyle takla atmayana yem de yok! yeter be! ben sizi her yere sıçasınız diye mi besliyorum? eee sen takla atma, o takla atmasın kim atacak ben mi atacam taklayı? bundan böyle takla yok, yem yok kardeşim. takla yok, yem spoiler - bu aidatlardan turgev'e pay mı çıkarılıyor da bu kadar aleni bir açıklama yapmış anlamadım. malum bizim uzun sever, böyle turgev gibi yerlere yapılacak ekstra bağışları. görünce sesli sesli güldüğüm haber. apartman yöneticisi gibi toplantıda milleti millete ifşa etmiş. yöneticiliği bırakıyorum, alsın kim yaparsa yapsın kardeşim diye ortaya çıksaydı daha da manidar olurdu. ekşi sözlük kullanıcılarıyla mesajlaşmak ve yazdıkları entry'leri takip etmek için giriş yapmalısın.
Klişe Ama Doğru Maç Seçiyoruz Dedikleri kadar gürültücüymüş tribünleri. Tv başından takip edenler de anlamışlardır kolay bir deplasman olmadığını. Bir de Stoke City'nin geleneksel İngiliz futbolu oynadığını düşünürsek Avrupa'nın kalburüstü takımlarının bile zor anlar yaşayacağı bir deplasman olduğunu kabul edebiliriz. Tüm bunlara rağmen oyunun bazı bölümlerinde Stoke City'e top göstermeyerek daha kaliteli bir takım olduğumuzu kabul ettirdiğimizi düşünüyorum. Oyunun geneli duran toplarla belirlense de oldukça tempolu ve zevkli bir karşılaşma izledik. Beşiktaş'ın galibiyet alması oynadığı oyunla kıyaslandığında biraz güdük kalabilir ama Stoke City'nin galibiyeti ile terazi koyduğumuzda hafif kalacağını da söyleyemeyiz. Carvalhal'in yerden yere vurulduğu bir maç gördüğüm kadarıyla ama o kadar da kötü seçimler yapmadığını maç esnasında gördük. Genç Edu dışında sahada etkisiz bir diğer isim Simao'nun kronikleşmiş etkisizliğini sorgulayabiliriz ama onlara güvendi diye Carvalhal'i eleştiremeyiz. Olsa olsa bu kadar sabrını masaya yatırabiliriz. Beşiktaş'ın kendine güvenen bir oyun yapısı olduğunu ne yazık ki böyle önemli maçlarda görebiliyoruz. Çok klasik olacak belki ama bu maçın gösterdiği en önemli şey ise bu takımın maç seçiyor olması. Bazı isimler maçına göre konsantre oluyor. Önemsedikleri maçlarda daha iyi oynuyorlar. Bu sanırım bütün bir sene böyle devam edecek. Örneğin Gaziantep deplasmanında hepimiz tanıyamadık bu takımı diyeceğiz. Sözün kısası Yılmaz Erdoğan'ın Vizontele'de güvercinlerle olan diyaloğu gibi Aranızda takla atmayan güvercinler var. Kabız Hasbel kader getirdiler İstanbul'a. Hiç bir vaatte de bulunmadı. Okey masasında çiş molası veren adamın yerine bakar gibi geçti takımın başına. Bok yoluna gitti zaten esas adam. Kabızlık ikisinde de değil. Bir türlü sonuca varamayıp hala onu orada tutanlarda. Bizimki bir zaman sonra yancı olacağını bile bile oynuyor taşları. Okeyi var onu da kullanmıyor. Ya da okey yalancı biz bilmiyoruz. Elde o kadar çok Portekizli var ki çifte gidesi gelir insanın ama o hep ara taşları buluyor. Gollere en az bizim kadar seviniyor, yani tribünde olsa iki üç sıra aşağıdaki adamın sırtında bulabilir kendini. Sezon sonuna kadar esas adam dönemez de o masada kalırsa omuzlarda da bulur mu acaba? Hani bundan yirmi sene önce Yugoslavya'nın yerine apar topar çağırıldığı turnuvaya katılıp kupayı kazanan Danimarka misali... Yüzüklerin Efendisi Burs-A-nkara Brotherhood Dün Bursa'daydım. Ne maça ne skora diyecek lafım yok, futbolun cilvesi işte. Ama Forza güzel yazmış "Siz 85 dakika anamıza söversiniz. Biz 5 dakikada babanızın kim olduğunu hatırlatırız."FB - GS maçında bu kadar küfür olmuyordur buna eminim. Zaten Egemen Korkmaz'ın oyundan alınmasına sebep olacak kadar küfür edilmesi buna bir örnek. Çıkarken de sahaya yabancı madde attılar bakalım ceza gelecek mi?Neyse şu kardeşlik olayına bir giresim var. uydurmayayım diye teksasgillerin sitesine girdim. Mardin'de şehit düşen kardeşimizin mekanı cennet olsun Allah rahmet eylesin, cenazesi için Ankaragücü taraftarı da seferber olmuş gitmişler. Tamam çok güzel, bunun bir çok örneği var bu ülkede. Söylenen böyle başlayıp şimdi teksasın kendi forumundan aldığım iki cümle var ki enteresan. İkisini toplarsak şöyle bir sonuç çıkıyor, "Türkiye'de kalkınma politikalarına ve zenginlik bölüşümünün İstanbul merkezli oluşuna tepki olarak, Anadolu'da yükselen sesin içerisinde oldu. BursAnkara Bizans takımlarına karşı oluşturulan ortak cephedir." Şimdi be adam, Türkiye'nin kalkınma politikalarını 1903'ten beri Beşiktaşlılar mı çiziyor? Tam tersine senin kulübünün taraftarından sağladığı gelir Beşiktaş'ın taraftarından sağladığından çoktur. Yani Türkiye'nin kalkınma politikasını çizen siyasetçiye isyan etme, gel bize zınar! Niye? Çünkü siyasi erke laf söylemek karşı çıkmak ister de ondan. O de sizde olmadığına göre sorun yok demektir. Burada haybeden hikaye Bizans takımlarına karşı ortak cepheymiş. Bak hele, kelamlara gel! Bu ortak logo, ortak forma yaptırmak ne acayip iştir kardeşim. Tamam sevin sayın birbirinizi, kol kola maça da gidin de bu nedir yani? Ne olduğunuz belli değil. Ben taraftarım diyen adam nasıl olur da bu kadar başka kulübün formasını, atkısını sahiplenir anlamıyorum. Bir de kardeşsiniz de hani bir laf vardır "ne skime merhem oluyorsun" diye, ne hayrınız var birbirinize onu da merak ediyorum. Okul mu, çeşme mi yaptırdınız? Bir fakirin karnını mı doyurdunuz? Bakıma muhtaç hayvanlara mı ilgi gösterdiniz... Yapıyorsanız da haberimiz yok! Anca 6 da 16 da beygir gibi bağırın bursankaragüçlüyüz diye.. O da nasıl bir tezahüratsa.... O kadar sevişiyorsunuz madem kapatın o zaman iki kulübü bir tane kulüp yapın ya Bursa'ya ya Ankara'ya taşının olsun bitsin bu iş. Bizi de iki kere yormayın tek postada bitirelim! Futbol Sen Nasıl Bir Oyunsun Allahsız!!! 90 dakika sinirimden kudurduğum bir maçı mutlu sonla kapatmak futbolun mucizesiydi. Yazacak bir şey bulamıyorum. Rezalettik kazandık. Bursaspor hiç haketmediği bir mağlubiyet aldı. Üzüldüm mü? Hayır Beşiktaş içeride başka kadroyla dışarıda başka kadroyla oynamalı dedi Mustafa Denizli. Beşiktaş için en doğru yorum bu. İki Gerçek İki Geyik Şimdi, biliniyor ki biz Beşiktaş'lıyız. Neredeyse anlımıza yazmadığımız kaldı. Yine de yiğidi öldürüp hakkını yemeyeceksin. Dün Fenerbahçe'li bir arkadaşım beni aradı ve şunu sordu "Elini vicdanına koyup söyle, bir Şampiyonlar Ligi maçı biletini karaborsadan yarı fiyatına maç saatinde bulup girebildiğin bir takımın taraftarı olarak şu görüntülere ne diyorsun?" Ne diyeyim?! Hiç bir şey diyemiyorum. İlk gerçek şu; bırakın cezalı olmayı, biz henüz tüm taraftarımızla hafta içi maçında sahayı dolduramıyoruz. Gel gör ki Fenerbahçe kadın /çocuk fazla kişi vardı dün tribünde. Beşiktaş'ın maçı bedava olsa bile tam dolar mı hafta içi şüpheliyim. Çünkü kapıların açıldığı, biletlerin 5,00 TL olduğu maçlar da gördük ama tribün dolmadı. Yine olsa yine dolmaz diye tahmin ediyorum. Helal olsun demekten başka diyecek bir şeyim yok. İkinci gerçek ise, Fenerbahçe taraftarının gerçekten 'camia' oluşunun bir göstergesidir bu. Yani insanlar ailece Fenerbahçe'liler demek ki... Kocasının, babasının, abisinin, oğlunun gelmediği yerde karısı, eşi, kızı, annesi gelebiliyor. Bence biz Beşiktaş'lılar olarak sevgimizi sadece stadyumdakilerle bireysel olarak paylaştığımız için tribün asla böyle dolmaz. Bizim için tek aşk Beşiktaş ve aslında tek başına Beşiktaş! Ama dün gördüm ki bu insanlar için Fenerbahçe ailece Fenerbahçe. Biz anne babayı, sevgiliyi hep farklı yere koyuyoruz. Önce Beşiktaş diyoruz. Başka hangi tribünde o bilindik "dün gece sevgilim aradı birden..." tezahüratı yapılabilir ki? Herkese isyan alayına karşı sadece Beşiktaş kültürünün sonucu ailelerin ve kadınların tribünümüzden uzak kalması sanırım. Geldim geyiklere... İlki, dün ofsayt olan golden sonra Fenerbahçe'li bayanlar sevinmeye 30 sn - 1dk arası devam ettiler. Ben bu esnada arabadaydım. Maçı anlatan spikerin söylediklerini birebir yazıyorum "Evet sayın dinleyiciler, bayrak havada hakem golü iptal etti. fakat Fenerbahçe'li kadın seyirciler hala sevinmeye devam ediyor. Maçın başında da söyledim, ortasında da söyledim şimdi de söylüyorum şu an tribünleri dolduran bayan seyirciler futbol bilgisi anlamında biraz zayıf oldukları için, golün iptal olduğunu algılamayıp bu şekilde davranmaları gayet normal..." İkincisi, bunun üzerine iki sene öncesine gönderme yapmam lazım kadınlarınız eleştirmeyin Fenerbahçe'li kardeşlerim. İki sene evvel şampiyonuz zannedip 3-5 dk hoplayıp zıplayan, sahaya inip timsah yürüyüşü yapan sizlerdiniz. 30 saniyenin lafını etmeyin... Şaka bir yana yine de hepsine helal olsun! Helal Olsun! Duydum ki seni Kulüpler Birliği Başkanı yapmışlar. Helal olsun. Sonunda Beşiktaş dışında da zirveye oynuyorsun. Seni şimdi eleştiriyorlar ama ben arkandayım arkadaş. Çünkü bu ülkede iktisatçıdan Anayasa Başkanı yaptılar. Senden de Kulüpler Birliği Başkanı pekala olur. Tebrikler. Tık Tık Tık Sıkışık takvim ve sakatlarımızın fazlalığı sebebiyle sahaya çıkan her kadro aslında Beşiktaş bu değil düşüncesini çakıyor kafamıza. Evet Beşiktaş bu değil ama sezon başladı ikinci haftayı bitirdik ve UEFA'da da 3. maçımıza çıktık. Yani sezon dediğimiz şey başladı ve yavaş yavaş sezonun gidişatının belirlenmesine şunun şurasında bir ay kaldı. Bizim elimize kağıdı ve kalemi aldığımızda kurduğumuz takımların hiçbirisi ev ile çarşı hesabı uymuyor. Zaten bizim çok iyi ve geniş bir kadro dediğimiz şey sezon içerisinde yaşayacağımız sakatlıklar ve formsuzluklar nedeniyle bu kadar kabarık. Peki Beşiktaş için tam anlamıyla ne zaman yorum yapılabilir? Eskişehir gibi 2-3 maç daha oynadıktan sonra anlaşılabilir bir durum ortaya çıkacak diyebiliriz. Fakat şu kısa zamanda Carvalhal'den kaynaklı bazı kadro seçimleri dikkati çekiyor. 1 ay sonrasını beklemeye gerek kalmadan Guti ve Ernst'in artık Carvalhal'in gözdelerinden olmadığını açıkça görüyoruz. İşin gözde olma ya da olmama kısmı her ne kadar klişe gibi dursa da bir mantığının olduğunu söyleyebiliriz. Kötü giden maçı çevirme noktasında alacağı kararlar içerisine Ernst ve Guti'yi katması topla tüfekle kendisine saldıracak basına büyük bir imkan sağlayacak ve yine bir klişe ile vurulacak Carvalhal "O kadar hafta oynatmadın zor da kalınca sahaya sürdün." Bu eleştirilerin haklılığı ya da haksızlığı ancak o şartlar altında karar verilecek durumlar olsa da bugünden o günleri görerek ahkam kesmek mümkün olabilir. Beşiktaş'ın orta sahasında Necip'e yer verilmesi iyi güzel. Bu seçimi yaptığı için alkışlamalıyız Carvalhal'i. Necip'in yanına alınacak isimlere gelince Fernandes, Aurelio ve Ernst hepimizin malumu. Bunların arasında Fernandes ve Aurelio'nun sürekli şans buluyor olması ve Ernst'in sürekli kenarda oturması ufak sakatlıkların da buna bahane gösterilmesi yukarıda çizdiğimiz durumlar için eksiyi hanesine yazıdıryor Carvalhal'in. Burayı okumadan da geçebilirsiniz zira yazar Edu'yu genç sanmıştır. Edu'yu genç zannettiği için bokladığı taraftardan da özür diler.Tüm bunların dışında aslında üzerinde mutlaka konuşulması ve bir taraftar bilinci yaratılmasının şart olduğu konu Edu. Sahada yer aldığı dakikalarda etrafımda birçok insan kim aldı bu kazmayı diye söyleniyor. Adamın yaşından haberi olmadığını biliyorum eleştirenlerin ama Mustafa Pektemek ile Mehmet Akyüz gibi adamlarla rekabet halindeyken kötü oynama lüksünün olmadığını hisseden bir adamın sahaya kendisini vermemesi mümkün olamaz. İşte bunu da bilmiyorlar ne yazık ki. Edu gelecekte bir yıldız olabilir. Hep olmuş olgunlaşmış isimler yerine gelecek vaadeden oyuncuların da şans bulması gerekiyor Beşiktaş'ta. Dün oynanan karşılaşma ile ilgili söylenecek çok şey yok. Mustafa Pektemek ve Simao arasında görev değişikliği bu kadro içerisinde onlarca kombinasyon yapılabileceğinin sadece bir kanıtı. Sezon boyunca Carvalhal'in bir dama oyunundaki gibi her taşını damaya dönüştürebilecek bir kadroyu elinde tutuyor. Daha önce de bahsetmiştik rakipler zayıf diye. Hala zayıf hala Beşiktaş'ın üzerine budur diyeceğimiz tespit yapmak zor ama bu takım bu kadroyla bu kadar diyecek birlükse sahip değil. Böyle bir tespiti yapamayacak bir kadromuz olması da bu sezonun bizim için en büyük avantajı tabii. Ermeni Beşiktaş Yukarıda gördüğünüz bayrak Ermenistan'ın 10. Yüzyılda kullanmış olduğu bayraklardan biridir. Şimdi ne alaka diyeceksiniz? Dün Beşiktaş - Ankaragücü maçında Ankaragüçlü'ler daha doğrusu kendi deyimleriyle BursAnkaragüçlü'ler "Ermeni Beşiktaş" diye tezahürat yaptılar. Herhalde bu arkadaşlarımız dünya tarihini çok iyi biliyorlar. Öyle ki geçmişte kullanılan bu bayraktaki kartalı kastederek ve bunu Beşiktaş'la örtüştürerek bu söylemi gerçekleştirdiler. Amigomuz Alen Markaryan'ın Ermeni olması sebebiyle bunu aşağılayıcı bir terim olarak kullanmış olamazlar herhalde. Başkent'in bu güzide topluluğu, bu elit kesimi, bu beyninin cevizden muhtemelen! daha büyük olduğunu düşündüğüm güzel insanları bu lafı bu kasıtla etmemişlerdir... Bir de, arkadaşlar Ankaragücü'ndeki hece sayısına göre bestelerinizi organize etseniz daha iyi olur. Her yere gitmiyor, dandik oluyor. Sizin gibi. Cezanın Adı Kadın ve Çocuk Kadınların ve çocukların maçlara gelmesini teşvik etmek için illa bir takımın ceza mı alması gerek. Ceza alan takımın tribünlerine kadın ve çocukların girişini ücretsiz yaparak takımların cezasını veriyorsunuz. Yatacak yeriniz yok ulan sizin. Ceza olarak verdiğiniz kararı gelişmiş ülkeler teşvik ediyor diyeceğim ama sizin bildiğiniz tek teşvik akçeli olan olduğu için anlamayacaksınız. Zayıf Takımla Oynamak Beşiktaş'ın geçtiğimiz sezon Portekiz ağırlıklı kadrosunun tavan yaptığı, Simao ve Almeida'nın da takıma katıldığı, devre arasında tüm futbol yorumcularının domine eder dediği kadronun Buca ve Trabzonspor maçlarını hepimiz anımsıyoruz. Üzerinden bir yıl bile geçmedi. Buca'yı 5-1 yenen kadronun Trabzon karşısında görülmesi gerektiği ve Trabzon karşısında alacakları ve oynayacakları oyunun gösterge olarak kabul edilebileceğini dillendirmiştik. Trabzon'u da tıpkı dün olduğu gibi saman alevi gibi parlayıp parlayıp yenen Beşiktaş'ın Maccabi karşısında gördüğümüz Beşiktaş ile elbette farkı var ama bu bizleri tatmin ediyor mu orasının altını çizmek lazım. Peşin peşin söylemek lazım. Beşiktaş kendisine karşı kora kor savaşan takımlara diş geçirecek görüntü dün yine veremedi. Rakibimizin büyük hatalarının yanında kadrosunda yer alan usta ayakların anlık marifetleriyle kazanıyor Beşiktaş. Hala bir sistemin takımı olamadık. Bunun da en büyük sebebi orta sahada iki senedir hiç bir sistemin arkasında durmayışımız. Guti, Fernandes, Ernst, Necip ve Aurelio beşlisinden güzel bir üçlü kombinasyon hala bulamadık. Örneğin dün Necip, Fernandes ve Aurelio 30 metrelik yuvarlak içerisinde ne yapacaklarını, hangi görevi üstleneceklerini bilmez durumda oynadılar. Bir diğer sırıtan ama ikinci dereceden müdahale gerektiren yerimiz ise sağ bek seçimlerimiz. bir hafta önce İbrahim Toraman, dün Ekrem Dağ yarın Hilbert sonra tekrar tekrar değişim. Dün oynanan karşılaşmadan sonra güzel şeyler yazmak isterdim ama bu kadronun artık bir iskeletinin olması gerektiğini ve bu iskelet etrafından rotasyonun sezon içerisine maçlık değil dönemlik yayılması tarafını savunmamız gerektiğini düşünüyorum. Quaresma, Simao ve Almeida zayıf rakipler karşısında oyunu domine edebiliyorlar. Daha mücadeleye dayalı futbol oynayan takımlara karşı sahada varolmak için savaşan ve daha iyi yardımlaşan bir takımın kurulması şart. Uzun süredir kapalı tribün hakkında iyi bir şeyler yazdığımı hatırlamıyorum fakat dün İsrail takımıyla oynayan bir Türk takımının taraftarı hem takımına destek verip hem de tepkisini en güzel bu şekilde gösterebilirdi. 45. dakika itibariyle hem tv'ye hem de sahadaki İsrail takımına gösterilen tepki zamanlaması ve sloganıyla gayet yeterliydi. Maçtan sonra hiçbir blogu okumadım. Mutlaka Beşiktaş taraftarının yeterli tepkiyi göstermediğini söyleyenler de çıkacaktır. Fakat bu ülkede Beşiktaş'ın kapalı tribünü dışında sivil toplum kuruluşu yok mu? Her gündem maddesinin içerisine Çarşı'nın bakış açısını monte etmek olsa olsa Türkiye'de sivil toplum kuruluşlarının beceriksizliğidir. Bu boşluğu Çarşı doldurmak zorunda değil. Bu nedenle gösterilen tepki için tekrar tekrar tebrikler. Bizim Blog Daha Güzel Yeminle... Her şeye atarım huyumda vardır. Yani güzele güzel diyeyim de bu olmuş mu şimdi? Bizim siteden güzel dizaynı olan yüzlerce blog var, sayabilirim. Kişisel sayfaları olmasına rağmen insanlar daha çok özenerek yapıyor yemin rakiplerinki daha mı güzel tartışılır ama illa kendi ülkemizden örneklere mi bakmak zorundayız. Dünya futbolundan çok güzel web sitesi örnekleri akşam akşam canım sıkıldı. 2-1'di, 3-1 bizi fena ütüyo bu kulüpte... Sezon Başı Deneme 1-2 Geçen senenin takımından kadro olarak pek farkı yoktu. Egemen ve Veli dışında tek değişiklik daha önce de defalarca denenmiş İbrahim Toraman'ın sağ bek oynamasıydı. İkinci golü buradan yediğimizi de söyleyelim. Ne ileride ne geride olamıyor İbrahim sağ bek bir başka şey ise Quaresma'nın 22. dakikada 5 top kaybıyla oynamasıydı. Böyle kabul görüyor. Onun bu eksi özelliğini tartışmadan önce tartışılacak, neşter atılacak noktalar olduğu için önceliği ona vermemek lazım içinde böyle bir kadroyu hiçbir zaman görmeyeceğimizden de emin olabiliriz. Sakatlıklar nedeniyle böyle bir kadro vardı sahada. Necip ile Fernandes'in orta sahada yardımlaşamaması en çok dikkati çeken eksiklikti. Aurelio ve Ernst gibi isimler yedek kulübesindeyken orta sahada istenileni alamamak gibi bir durum sezon boyunca yaşanmaması gerekiyor. Özellikle yabancı kontenjanını ayarlamak için burayı bozmak bana çok da mantıklı gelmiyor. Yabancı kontenjanı burasının hakkını verdikten sonra tek şey ise Beşiktaş'ın rakibin hatasına hesap kesebilmesi özelliğini kaybetmemiş olması. Golü de bu şekilde buldu zaten. Sezon başı, eksik çok, hoca yeni, Eskişehir zor deplasman bu nedenle kaybedilecek puanlar sezonun habercisi için maçın Beşiktaş adına yıldızı dememiz 50. dakika itibariyle mümkün. Çok çabuk uyum sağlamış. Sidnei, Sivok, Ersan ve İbrahim Toraman ile gireceği forma mücadelesinde çoğunlukla galip çıkacak gibi dakikada yapılan değişiklik Carvalhal'ın forveti çiftlemesi anlamına gelmediği gibi kadro sıkıntısı nedeniyle forvet arkasında oynatacak ismi saha içinden bulmak zorunda kalmasını gösteriyor. Mustafa Pektemek'i forvete çekip Fernandes'i daha önde oynatacağını sanmıştım. Bunlar seçim tabii ki. Carvalhal'ın ilk maçında yanlış tercih yaptığını söylemiyorum ama öylesi daha galibiyeti düşünen bir seçim olabilirdi gibi bahsettiğimiz değişikliği 84. dakikada 2. golü yedikten sonra yapması da oyunu değiştirecek bir hamle olduğu konusunda hem fikir olduğumuzu doğruluyor sanırım. Allah'a Şükür Toplama Çıkartma Biliyoruz Ertunç Bey! Yönetim Kurulu Üyesi Ertunç Soğancıoğlu transferlerin Euro olması sebebiyle kurdaki artışın kendilerini olumsuz etkiledğini bu sebeple %20 oranında zam yapmak durumunda kaldıklarını ifade etmiş.%20 zam yapıldı demiş. Beşiktaş taraftarı için üç ana tribün var; kapalı ve açık tribünler. Bunlara yapılan zam ortalaması % 28, kapalı için bu rakam % 33 daha önce söylemiştik. Bilet satışları ile telafi edeceklerini düşünüyorlarmış. Havalar soğuduğunda göreceğim ben satışları. Kombine satışında gerçekçi olmayan küçük hedefler koyup yanlış fiyat politikası izliyorlar sonra da bu açıklamalarla kafa transferin Euro olması ne demek? Daha önce Türk Lirası ile yabancı oyuncu transfer ediliyordu da biz mi bilmiyorduk! İyi altına endeksli değiliz Allah'tan, sezon başı Guti'ye çeyrek takar dönerdik, gerisi fıss... Federasyon EA Sports'u İplememiş EA Sports gelmiş Türkiye Süper Ligi'nin tamamının FIFA 12'de olması için federasyonla görüşmüş. Onlar da bizimle değil 18 takımla anlaşmanız lazım demişler. EA Sports'da sadece Galatasaray'la anlaşabilmiş. Dolayısıyla bu oyunun içinde tüm lig olacağına tek takım var. Mesele burada Galatasaray'ın olması değil, bilişim çağında ve sporun tüm branşlarının bilgisayar oyunlarının olduğu günümüz dünyasında bu konunun ıska geçilmesi. Çünkü hiç bir kulüp yöneticisi bu vizyona sahip değil. Bunun bir reklam olduğunun farkında da değiller. Sadece atari oyunu onlar için. Bunun için topluca imzalanmış bir anlaşma olsaydı daha doğrusu birileri bunu düşünüp akıl etseydi federasyon ayaklarına kadar gelen yapımcı şirketi başından savmazdı belki. Ben de mi anormallik var ama garip geliyor bu tür işler bana. Bunları organize etmek, düşünmek bu kadar mı zor?Neyse... Ben zaten PES oynuyorum...
Güvercin, tüm zamanlarda sevdiğim kuşların başında olanıdır. Tarihsel açıdan da her zaman barışın, kardeşliğin ve dostluğun simgesi olmuştur. Hele yetmişli yılların ikinci yarısı. Ecevit her mitinginde beyaz güvercin uçurmasıyla meşhurdur. O günün gençleri bizler de her mitingde sol göğsümüzün üzerinde parkalarımızın altında sakladığımız güvercinleri, sırası geldiğinde peş peşe uçururduk. Sloganlar alkışlar yeri göğü inletirdi. * Çocukluğumuzda kuş lastiği ile kuş avlamak bizim kuşağın bir başka merakı idi. Bir gün havada uçarken avladığım bir güvercin, takla ata ata yere çakıldı. Sevinçle bir hışımda düştüğü yere vardım. Bir iki kanat çırpışıyla, zarif boynunu büküp can vermişti. Büyük bir pişmanlıkla yüreğimin burkuluşunu hissettim. Oracıkta toprağı eşeleyip güvercini ve sapanımı gömdüm. Benim için artık kuş avlama macerası son bulmuştu. * Güvercin, tarihte haberleşme aracı olarak da kullanılmıştır. Haber götürüp haber getirmiştir. Bizim için en makbulü tepeli, paçalı ve takla atanları idi. Ayrıca bir de Mardin güvercinleri vardı. Çatı aralarında, kiremitlik tepelerinde ıslık çalarak onları uçururduk. Seninki mi, benimki mi fazla takla atacak diye güvercinler üzerine iddiaya tutuşurduk. Ya da başkasının güvercinini çekmeye çalışırdık. Kaybeden en sevdiği güvercinini yitirirdi. Gözyaşları arasında güvercinini arkadaşına teslim ederdi. Kazanan da en iyi güvercini kazandım diye böbürlenir dururdu. * Çocukluğumuzda en sevdiğimiz oyunlardan biri de güvercin takladır. Şimdiki çocuklar belki de hiç bilmiyordur. Bizlerin sokak lambalarının altında oynadığımız en güzel oyunlarımızdan biri idi. Gün batımıyla birlikte annelerimiz başlardı seslenmeye. Rahmetli Zehra abla, Cahit, Adnan, Ayhan’. Fatma abla Doğan, Mahmut’. Diğer taraftan Cemile abla İdris, Salih’. Uzaktan babamın gelişini görürdüm. Dış kapıdan girerken eliyle işaret edip, Memed usta hadi deyişi dün gibi hafızamda. Ne güzel, unutulmaz günlerdi. * Geçen hafta itibarıyla adaylar kesinleşti. Artık İl Genel Meclis ve Belediye Meclis üyelerinin seçimi söz konusu. Buralara aday adayı olanlar, 18 Şubat’a kadar hop oturup hop kalkacaklar. Meraklı bekleyiş sırası onlarda. Artık önümüzdeki 45 günlük süreçte ne olacaksa olacak. Partiler seçim bürolarını allayıp pulladılar. Adaylar düşlerini süsleyen umutları için gece gündüz koşturacaklar. Yarışın sonunda bir kısmı düş kırıklığı yaşayacak. Bir sonraki bahara yeni umutlarla kendilerini hazırlayacak. Bir kısmı da kazanmanın kıvancıyla onurlanacak. * Bizler esas güvercin taklalarını bu önümüzdeki süreçte göreceğiz. Haber getirip götüren, çift taraflı çalışan güvercinleri göreceğiz. Aday olabilmek için güvercin takla atanları. Bakanın biri boşuna vatandaşın birine gittiği yerde “Takla at da bir göreyim.” demedi. Takla atmak da bir maharettir. Takla atmakta bir numara olanlar vardır ki, onlar her dönem hacı yatmaz misali, ya da kedi gibi dört ayaküstüne düşenlerdir. Onlara sorarsan siyaset bir akıl işidir ve onlar bu işi çok iyi bilenlerdir. Halka sorarsanız, taklacılara hangi gözle baktığını sizler çok iyi bilirsiniz. * Siyasetin yoğun olarak yaşandığı, en hararetli tartışmaların yapıldığı mekânlar vardır. Bunların başında terziler, berberler ve kahvehaneler gelir. Zaman zaman bu esnafla beraber oluyoruz. Bu tartışmalara bizler de giriyoruz. Halkın nabzını da buralarda tutmaya çalışacağız. Bundan önce “.ötünün kılı “ olmak deyimi siyasal literatürümüze girmişti. Geçen yine böyle bir söyleşide yeni bir sözcüğe tanık oldum. Çok hoşuma gitti. Gülmekten kırıldım. Yanımda gençlerden biri telefonla konuşuyor. “Ağabey ne oldu?” Meclis üyeliği için koşturup duruyormuş biri. ”Eee sonra ne olmuş? Söz almış mı?’’, ’Yok abi. Kıl dönmesi olmuş.” Kıl dönmesinin ne olduğunu çok iyi biliyorum da, bu anlamda kullanılmasını ilk kez duydum. Aman ha aman ne olursanız olun ne yaşarsanız yaşayın kıl dönmesi vakasını sakın ha sakın yaşamayın. Önümüzdeki süreçte “kıl dönmesi” yaşayanları çok göreceğiz gibi. Allah bizi kıl dönmelerinden saklasın. Bizimki biraz hasbıhal, biraz da hoşça vakit geçirmek. Kimse üstüne alınmasın. Tüm adaylara başarılar dileğiyle. Kazanan Türkiye, kazanan demokrasi, kazanan Saray olsun.
1 Böyle bir konuyu buraya açmak ne kadar doğrudur bilmem. Ancak yardıma ihtiyacım var. Oturduğum bina 5 katlı. En üst katında oturuyorum. Herifin teki çatı katında güvercin besliyor. Aşırı şekilde ses yapıyor. Ağır bir işte çalışıyorum, eve yorgun geliyorum üstüne herifin pat küt vurması deli ediyor beni. Uykumdan bile etmişliği var. Artık gına geldi. Çıkıp pataklayacaktım aile sakinleri bırakmadı. Adamı uyardım ancak hâlâ aynı. Bana bir akıl verin ne yapmalıyım? Son düzenleyen Moderatör 19 Mayıs 2019 2 Yetkili yerleri arayarak ceza yazdirtabilirsin benim komsunun tavuguna yazmislardi. 3 Ben sana bi fikir verim git adamla konus eger aksam ses yapiyosa saat dan sonra kardesim evde rahatsiz oluyolar de mumkunse bu saatten sonra gurultu istemiyorum tatli dille gurultu oluyosa kardesim dan once mumkunse gurultu istemiyorum tatli dille diyebilirsin. Diger saatler normal bu olayi kafaya fazla takma takiyosan sayet sana receteni yazayim seralin 100mg ic kafan iyi olur. 4 Böyle bir konuyu buraya açmak ne kadar doğrudur bilmem. Ancak yardıma ihtiyacım var. Oturduğum bina 5 katlı. En üst katında oturuyorum. Herifin teki çatı katında güvercin besliyor. Aşırı şekilde ses yapıyor. Ağır bir işte çalışıyorum, eve yorgun geliyorum üstüne herifin pat küt vurması deli ediyor beni. Uykumdan bile etmişliği var. Artık gına geldi. Çıkıp pataklayacaktım aile sakinleri bırakmadı. Adamı uyardım ancak hâlâ aynı. Bana bir akıl verin ne yapmalıyım? Güvercinleri oradan kaçırmak için bir şeyler yap. Öyle bir şey yap ki güvercinler bir daha gelmesin. 5 En yakın karakola git şikayetçi ol. Sen şikayetçi olunca onu da ifadeye çağıracaklar. Devam ederse aynı şekilde gene gidip şikayetçi ol. Gene onu çağırsınlar. Caydırıcılığı olur. Aynı şekilde zabıtaya da şikayet et. Gerekirse yazılı. Gelip baksınlar. Sonuçta binanın ortak alanı, bu şekilde kullanamaz. Zabıta uygun görürse cezai işlem uygulayabilir. Ama genelde uygulamaz. Sadece kaldır bunları der. Bu aşamadan sonra aranızda arbede bile olsa tazminat yememen, muhtemel. Benim şikayetlerimden sonra üzerime geldi,kendimi savundum şeklinde ifaden ile. İlk olarak buraya yazdığın gibi onu uyar, binanın çatısında hayvan beslememesi gerektiğini anlat. Yönetici var ise devreye sok 6 Güvercinler ses mi çıkarıyor? Babam hep güvercin besler kuşların yanına gittiğin zaman kanat çırpma sesi hariç ses duyduğumu hatırlamıyorum. Kuşları kaçır diyen ve sık diyenlerin Allah akıl fikir versin. 7 Güvercinler ses mi çıkarıyor? Babam hep güvercin besler kuşların yanına gittiğin zaman kanat çırpma sesi hariç ses duyduğumu hatırlamıyorum. Kuşları kaçır diyen ve sık diyenlerin Allah akıl fikir versin. ''Gur gur'' diye ötüyorlar. Çok rahatsız edici. Bizim burda yabanileri var. Yazın cam açmak istemiyorum seslerinden. 8 ''Gur gur'' diye ötüyorlar. Çok rahatsız edici. Bizim burda yabanileri var. Yazın cam açmak istemiyorum seslerinden. Bizimkiler o kadar ses çıkardığını hiç duymadım bizimkiler yabani değil diye biliyorum. 9 Güvercinleri oradan kaçırmak için bir şeyler yap. Öyle bir şey yap ki güvercinler bir daha gelmesin. Dikkat et, güvercinler kaçarken ne var ne yoksa bırakıyor. Üstün batabilir. 10 Önce kendisiyle gayet ciddi ve sitemli bir şekilde konuşmanızı öneririm. Sonra apartman yöneticisine durumu belirtebilirsiniz. Karakola şikayet edebilirsiniz. Topuğuna sık diyenler var. Kavga ederseniz haklı durumdan haksız duruma düşersiniz.
Takla güvercinleri, Türkiye'nin en popüler cinsidir. Ülkemizde de, bu uçan kuşlar, iyi uçan kabiliyetleri ve havadaki özel kanat oyunlarından dolayı oldukça değerlidir. Bunun için kuşlar katliam adını açıklaması Türk güvercin ırkı Takla, Türkiye genelinde büyük başarı gösteren tek türdür. Diğer türlerin bölgesel bir dağılıma sahip olduğu bilinmektedir. Bugün, Türkiye hem anavatan hem de bu cinsin diğer ihracatçılarına ana ihracatçısı. Bunlar arasında, hem şekil hem de renk olarak birçok tür vardır. Ancak, parlak ve renkli kuşlar, olağandışı bir uçuşun temel yeteneklerini yitirdiklerinden, başarıdan hoşlanmazlar. Chubaty, bilak, baleen ve nosochuby alt türleri vardır. Biraz tarihBu kuştan bahsetmişken, kökeninin tarihini anlatmamak imkansızdır. Türkçede "Takla" türünün adı "takla" anlamına gelir. Bu güvercinler uçarken onları yapar. Bu türün ilk Türk temsilcileri Akdeniz'in modern bölgesindeki Selçuklu kabileleri sırasında ortaya çıktı. Takla'nın doğduğu yerin pek çok kaynağı Orta Asya bölgesini çağırdı. Ancak Akdeniz'de, yalnızca X yüzyıla daha yakın göründüklerini eden bütün zamanlarda, bu kuşlar yalnızca sultanlar için yetiştirildi. Güvercinler yanlarında bir çok ülkeye göçebeyle taşınmıştır. Böylece, 1055'ten sonra Orta Doğu'da ortaya çıktılar. Bugün Irak, İran, Suriye ve Ermeni gibi ırkların doğduğu Takla'dan geliyor. 1071'den sonra bu ünlü kuşlar Avrupa'ya ulaştı. Kuş ÖzellikleriTakla ırkının güvercinleri "savaş" grubunun en parlak temsilcilerinden biridir. Uçuşları büyüleyici ve bu arada, arka arkaya 10 saate kadar sürebilir. Bununla birlikte, bazen, taklitçileri tarafından taşınırken, bazı kuşlar yönlerini kaybeder ve yere düşer. Bu durumda, kuşlar genellikle yaralanır ve içinde birçok farklı renk ve alt tür vardır. Bununla birlikte, daha önce de belirttiğimiz gibi, alacalı ve parlak tüyleri olan kuşlar, neredeyse uçuşta savaşma kabiliyeti göstermiyor. Daha mütevazı renklere sahip temsilciler mükemmel el ilanlarıdır. Doğru, bunun için uzmanlar, özellikle gençleri eğitmeniz gerektiğini söylüyor. Deneyimsiz bir golubevoda güzel Takla tembel ve garip kuşlara Özel eğitime ek olarak, bu Türk güvercinlerinin ırkı için yeterli maddi yatırım yapılması gerekiyor. Kanatlı hayvan endüstrisinde yeniyseniz, bu kuşları almanızı tavsiye etmiyoruz. Çok zaman ve çaba gerektiriyorlar. Olumlu bir sonucun, örneğin kuş olgunluğa ulaşana kadar uzun bir süre beklenebileceğini bu eski cins temsilcilerinin çok fazla paraya mal olduklarını unutmayın; örneğin, bir birey 100 ila 500 dolara yapabilir. Tabii ki, fiyat güvercin yaşına ve eğitim derecesine bağlıdır. Fakat burada, eğer bir kabile, iyi eğitilmiş Türk Takla'yı başlatırsanız, onların harika uçuşlarını izleyerek çok zevk alacaksınız. Share Pin Tweet Send Share Send Send
aranızda takla atmayan güvercinler var